11 Temmuz 2008

“Fikir hırsızlığı”nın bu kadarına da
pes doğrusu!

SONUNDA "ESPİRİN"
ADLI KİTABIMIN
ADINI DA ÇALDILAR!..

Cihan Demirci'nin 1995 yılının Nisan ayında Papirüs Yayınlarınca 1. basımı yapılmış olan ESPİRİN kitabının kapağı ...

Bu da 2008 yılında yayınlanmak üzere hazırlanmış olan sahte ESPİRİN!.. Yazarının 40 gün içinde yayınlanacağını söylediği ESPİRİN kitabının kapağı!.. (http://www.gulenyuzyayinlari.com/ sitesinden alınmıştır.)

30 yıldır mizaha yoğun emekler veriyorum… Bugüne dek mizah yazarı olarak ürettiğim, Türkçeye ve argoya kattığım isimlerin- sözcüklerin- deyimlerin- tanımlamaların başına pek çok “suistimal” gelmişti… Bazı kitaplarda bizzat ürettiğim esprilerimi-laforizmalarımı-sözcüklerimi görmüş, yakalamıştım. Bu blogu iyi takip edenler bazılarını hemen anımsayacaktır. Bulduğumuz sözcükleri kampanyalarında kullanan şirketler mi olmadı?.. Ancak İdefixe kitap sitesinin eski editörlerinden yazar arkadaşım Özgür Topyıldız’dan gelen bir mail sayesinde artık bu boyutun da aşıldığını, bana ait bir KİTAP İSMİNİN BİLE ÇALINDIĞINA SONUNDA ŞAHİT OLDUM!.. Doğrusu kanım dondu… Sözcükler filan bitiverdi... Bu kadarına da "Pes artık" dedim...
Özgür’ün mailindeki yayınevinin sitesine girdiğimde sitenin tepesinde “ESPİRİN” adlı kitabın “pek yakında” çıkacağı yazıyordu. Yazarı da; Bahattin Bayraktar’mış… Oysa ESPİRİN, 90’lı yılların başlarında benim ürettiğim bir sözcüktü... 1994 yılında Milliyet gazetesinin “Seri İlanlar” sayfasının üst köşesinde başlayan özdeyiş tarzı kısa esprilere bu ismi vermiştim. Espri ve Aspirin sözcüklerinin karışımından ürettiğim bu sözcüğü önce köşe olarak, 1995 yılında da, yani bundan tam 13 yıl önce Papirüs Yayınlarından kitap olarak yayınladım. Kitap ilgi gördü. Üst üste baskılar yaptı. Hatta bir dönem eczanelerde bile satıldığı oldu. Kitabın 1995'te üst üste baskı yaptığı dönemde, Papirüs Yayınlarının o zamanki sahibi Mustafa Aksoy, kitabın Ankara'da korsan basımına rastladığını bile söylemişti... Bu kitabın son basımı 2004 yılında (9. Basım) Say Yayınlarından çıkmıştı. Hatta önümüzdeki yıl için Espirin’in yeni basımını planlarım içine almıştım…

Bu da Cihan Demirci'nin ESPİRİN kitabının 3. basımının kapağı...

Kitabı son basan yayınevi Say Yayınlarına ulaştım. Durumu anlattım. Onlarda ESPİRİN’i kendi malı gibi kullanmaya hazırlanan Bahattin Bayraktar’a ulaştılar. Derken Bahattin Bayraktar bana ulaştı. Kendini yaptığı kitabın mizahla ilgisi olmadığı şeklinde komik bir şekilde savunmaya kalktı. Ne güzel bir başkasının emeğine bir güzel sahip çık, sonra da içeriği aynı değil diyerek savunma yap. Oldu olacak içeriğini de aynen al bari. Bahattin Bayraktar, lütfedip, google arama motoruna “Espirin” yazsaydı bu kitapla ilgili sayısız bilgiye ulaşacaktı. Ama bunu bile yapmamış. Sadece bir-iki dakikasını alacak bu emeği bile vermemiş kitabına “ESPİRİN” adını verirken… Bu kitaba çok yatırım yaptığını, 40 gün içinde çıkarmayı planladığını söyledi. Kitabın tanıtımında “Dünyada bir ilk” diye kitabın prospektüslü olduğu yazıyor. Bu da gene bizim ESPİRİN’den AYNEN ÇALINMIŞ!.. Çünkü Espirin adlı kitabımın içinde de hem prospektüs hem de reçete vardır ve bu prospektüs-reçete esprisi de bundan 13 yıl önce yapılmıştır.

Bu tatsız konuşmayı daha fazla uzatmadım. Zira bundan sonrasında gerekenleri avukat aracılığıyla yapacağım… Kendisi istediği kadar "benim kitabınızdan haberim yoktu" desin, sonuçta artık bu durumdan haberi olmasına rağmen hala kitabı BU İSİMLE yayınlayacağını söyledi... “Fikir Hırsızlığı”nın bu kadar sıradan bir hale geldiği bu ülkede yazar-çizer olmak insana artık sadece “acı” veriyor… Canım çok sıkkın… Çevreniz tek derdi kitap pazarlamak, kitap satmak olan böylesine tüccar kılıklılarla dolu ve onların gözü dönmüş, onlar emek filan dinlemiyorlar, çocuğunuz olan kitaplarınıza (ki her kitabım benim çocuğumdur) böylesine rahatlıkla tacizde bulunuyorlar. Hem de gayet pişkin bir şekilde sizin böyle kitabınız olduğundan haberdar olmadıklarını söyleyerek… İnsanda söyleyecek söz bitiyor... Ne diyeyim... Yazıklar olsun…

Ve Cihan Demirci'nin ESPİRİN adlı kitabının 2004 yılında Say Yayınları'nca yapılan en son basımının kapağı...

Konuşmamızdan sonra, internet sitesindeki “ESPİRİN” adının üstüne “Tüm sınavlar için” eklemesini yapmış bu uyanık beyefendi!!! Yani kendince bu kitabın adı “Tüm sınavlar için ESPİRİN” diyecek… Hani aynı ismi kullanan gazeteler, başlıklarının üstüne okunmayacak puntoda bir ek yaparak yasalardan yırtmaya kalkışırlar ya, o hesap…

Sonunda başımıza bu da geldi… Önceleri kitaplarımızdan esprilerimiz çalınırken, sonunda KİTABIMIZIN ADI BİLE ÇALINIR OLDU, üretene zerre kadar saygısı kalmayan bu ülkede… Sevgili dostlar; 30 yıldır sadece kaleminin gücüyle yaşıyorum. Dilimize, argomuza, mizahımıza kattığım yüze yakın sözcük ve tanımlamayı birileri babalarının malı gibi kullansınlar diye üretmedim. 30 yıldır ter döktüğüm, yoğun emek verdiğim mesleğini elimden, yüreğimden geldiğince SONUNA DEK SAVUNACAĞIM…

DESTEĞİNİZİ BEKLİYORUM

Sevgili "Damdaki Mizahçı" dostları vaziyet böyle... Siz “DAMDAKİ MİZAHÇI” dostlarından da DESTEK bekliyorum… Size yayınevinin sitesinin adresini veriyorum:

www.gulenyuzyayinlari.com Bu adrese girer girmez SAHTE Espirin’i ana sayfada göreceksiniz. ESPİRİN’e kendince sahip çıkan Bahattin Bayraktar aynı zamanda yayınevinin sahibi gözüküyor. ESPİRİN’i basmaya hazırlanan bu yayınevine mail yollayarak tepkilerini göstermek isteyen dostlar için, mail adreslerini de veriyorum: gulenyuzyayinlari@gmail.com, gulenyuzyayinlari@hotmail.com

---------------------------------------------------------

"ESPİRİN" ÖNCE 1994'TE

MİLLİYET'TE KÖŞE OLMUŞTU...

Espirin, kitap olmadan önce 1994 yılında Milliyet gazetesinin "Seri İlanlar" sayfasının köşesinde, günlük bir köşe olarak da yayınlanmıştı... 1994'ten kalma 4 örnek...

ESPİRİN 1995 YILINDA KİTAP OLARAK
YAYINLANDIKTAN SONRA GAZETELERDE
ÇIKAN BAZI HABERLERDEN KÜPÜRLER...

21 Ağustos 1995 Salı tarihli HÜRRİYET gazetesinin KELEBEK ekinin 3. sayfasında "ESPİRİN" kitabı nedeniyle, Hürriyet muhabiri Filiz Öcal'ın Cihan Demirci ile yaptığı röportajın küpürü..

7 Haziran 1995 Çarşamba tarihli SABAH gazetesinin 42. sayfasında köşe yazarı Ruhat Mengi'nin "ESPİRİN" kitabıyla ilgili yazdığı yazının küpürü...

18 Haziran 1995 Pazar tarihli YENİ YÜZYIL gazetesinin CAFE PAZAR ekinin 6. sayfasında çıkan "ESPİRİN" kitabı haberinin küpürü...

13 Haziran 1995 Salı tarihli SABAH gazetesinin 30. sayfasında köşe yazarı Kenan Erçetingöz'ün "ESPİRİN" kitabıyla ilgili yazısının küpürü...

15 Haziran 1995 Perşembe tarihli MİLLİYET gazetesinin EKRAN ekinin 2. sayfasında "ESPİRİN" kitabıyla ilgili haberin küpürü...

24 Haziran 1995 tarihli SABAH gazetesinin TV-24 SAAT ekinin 6. sayfasında Kemal Yıldırım'ın köşesinde yer alan "ESPİRİN" kitabı yazısının küpürü...

1 yorum:

Nirvana dedi ki...

Belki de sizin ''Espirin'' diye bir sözcüğünüz olduğundan habersizdir öfkelendiğiniz yayınevinin sahibi. Yani belki de o da sevinmiştir ''Ahan! Yeni bir şey buldum'' diye. Bilmiyorum yaptınız mı fakat çaldı diye söylenmeden evvel ''Böyleyken böyle, bu isimde bir kitabım olmuştu benim yıllar yıllar evvel, hatta dokuz baskı yapmıştı, vesaire'' gibisinden konuşmanız gerekir. Sanırım bunları söyledikten sonra size hak vermeyecek kadar höt değillerdir. Başka bir konu da şudur ki, bunu bizlere duyurmak yerine kendi aranızda çözecek kadar olgun insanlar değil misiniz? Hatta ve hatta bir mizahçının buna sinirlenmesi değil de gülmesi gerekmez mi? Ki biz biliriz ki mizah, onu yapanlar adına siniri değil belki fakat onun fena fillahı olan ''kin''i yok eden bir mevzudur. Yahu her neyse. Desteğimizi beklemeniz de yaptınız ayrı bir espiri sanırım. Gerçi elbette 30 yıldır mizah ile alakadar olan biriyle tartışmayacağım fakat çelişkiler, tezatlar çok can sıkıcı olutor.

Umarım ''Espirin'' sadece sizin imzanız altında olur ve başka kimse kullanmaz. Siz de onu istiyorsunuz heralde. Yani sanırım hala hayatta olan biridir, ''bilgisayar'' sözcüğünü bulup kompüter demekten kurtarmıştı bizi. Hiç de öfkelenmedi sanırım bizim de o sözcüğü kullanmamızdan. Ona çok teşekkür ediyoruz.

Güzel kalınız.