09 Şubat 2017

CİHAN DEMİRCİ'NİN 48. ÇOCUĞU; "GÜLMEYEN KALMASIN" DOĞDU!..

"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci'nin 48. çocuğu olan "Gülmeyen Kalmasın" 9 Şubat 2017 itibarıyla doğdu!.. 

Cihan Demirci, 2017 yılında 39. yılına ulaşan yazar-çizerlik serüveninde 48. kitabına ulaştı... Bu kitap Çocuklar için yazılmış özgün fıkralar dizisinin 4. kitabı olan; "Gülmeyen Kalmasın"... 

Kitabın arka kapağındaki yazıyı sizlerle paylaşıyorum: 

Sözünü uzatmayan, sonuca kısa yoldan giden, en eski ve en etkili mizah türü olan fıkrayı günümüz çocuklarının ilgi alanına sokan, onların baş döndüren tekno hıza sahip dünyasını, kısa ve vurucu fıkralarıyla yakalamayı başaran mizah ustası Cihan Demirci, “Çocuklar İçin Fıkralar Dizisi” adını verdiği, özgün fıkralardan oluşan kitap dizisinin dördüncü kitabı; “Gülmeyen Kalmasın” ile bir kez daha neşeyle ve kahkahayla karşınızda… 

Ürettiği özgün fıkraları, kendi çizimleriyle süsleyen, karşımıza bir kez daha hem yazar, hem çizer kimliğiyle gelen Cihan Demirci, mizahın o benzersiz gözlem gücünü kullanarak, neşenin ve eğlencenin birlikte harmanlandığı bu fıkralarla gene sizin yüzünüzü güldürecek. Zaten dizinin dördüncü kitabında; “Gülmeyen Kalmasın” derken belli ki bu dizinin özgün fıkralarla dolu tüm kitaplarını işaret ediyor!.. 

KİTABIN KIRMIZI KEDİ YAYINEVİNDEKİ SAYFASINDAN KİTABI İNTERNET ÜZERİNDEN, DAHA YÜKSEK BİR İNDİRİMLE ALMA OLANAĞI BULABİLİRSİNİZ...http://www.kirmizikedi.com/kitap/urun/8d14ba28d06e47eeadbabf6d654ddf13


Kitabın kapak çizimi sürecinden bir fotoğraf... 



26 Ocak 2017

CİHAN DEMİRCİ, GAZETE DUVAR'IN "ÇOCUK EDEBİYATI" ÜZERİNE SORULARINI YANITLADI...

Cihan Demirci: "Çocuğa yazmak yazarlığın er meydanı"

Yazar-çizer Cihan Demirci ile çocuk edebiyatı hakkında konuştuk. Demirci, "Çocuk edebiyatı bu anlamda bence henüz hak ettiği yerde değil" dedi.

FOTOĞRAF: BERND BOHNER (Balıkpazarı-Taksim 2000)

Anıl Mert Özsoy aozsoy@gazeteduvar.com.tr

Çizer- yazar Cihan Demirci ile çocuk edebiyatında mizahı konuştuk. Uzun yıllardır çeşitli dergi ve gazetelerde çizerlik-yazarlık yapan Demirci 2000’li yılların başından itibaren çocuk edebiyatına yönelişini ve mizahın inceliklerini anlattı. Demirci “Ağır tahribat altında bir dönem geçirdiğimiz için, giderek büyüklere yazamaz bir atmosferin içine itilmiş, bu anlamda açıkçası kitap yayınlama özgürlüğü elinden alınmış bir yazar-çizer olarak 2000’li yıllarla birlikte kendi isteğimle daldığım Çocuk Edebiyatında sürekli yeni bir şeyler öğrenerek, çocukça bir heyecanla ve tutkuyla ilerliyorum” dedi.

Sizi, çocuk kitabı yazmaya iten motivasyonlar nelerdir?

Klasik anlamda bir "çocuk yazarı" olmadım. Mizah dergilerinden, gazetelerden yetişmiş biri olarak uzun yıllar boyunca, ta ki 2000'li yıllara dek önceliği büyüklere veren, en azından lise çağı ve üzerine seslenen bir yazar-çizerdim. Bu anlamda kitaplarım sessiz-sedasız-reklamsız ciddi satışlara ulaşmıştı. Çocuk yazarlığı sürecimi şekillendiren iki önemli etken olmuştur. 90'lı yılların ortasıyla birlikte bence bu ülkenin pek çok anlamda dibe vuracağı çok tehlikeli bir "kültürsüzleşme" süreci başladı. Mizah, insanın sezgi gücüne de katkı yapan benzersiz bir alan. Bu durumu erken fark ettim ve yazar-çizer olarak, fırtınalı bir süreçte ayakta kalabilmemin tek yolunun çocuklara sığınmak olduğunu gördüm ve işin gerçeği çocuklara sığındım!.. 80'li ve 90'lı yıllarda siyasal ve toplumsal ağırlıklı bir mizah yazarıydım ancak 90'ların sonlarında özellikle üniversiteli gençlerin giderek okumaktan uzaklaşmasının yarattığı atmosferle çocuklara yöneldim. Diğer etken ise; bence sağlam ve kalıcı yazarlar çocuklara yazmadan yazar olamazlar. Çocuğa yazmak yazarlığın bence er meydanı. Çünkü karşınızda en yalın, en kirlenmemiş, en temiz, en masum ve içindekini tutmayan, en samimi okur kitlesi var. 90'lı yılların ortalarına doğru yoğun bir şekilde okullara gitmeye başlayan bir yazar-çizer olmam da beni doğal bir şekilde "çocuk" ağırlıklı bir yazar yapmıştır. Üniversitelerdeki seviyenin giderek ilkokul düzeyine düşmesi de şüphesiz bunda etkili oldu. İyi ki böyle yapmışım yoksa şu berbat ortamda mesleğimdeki 39. yıla asla ulaşamazdım sanıyorum. 



Öykü kitaplarınız da bulunuyor. Yetişkin kitapları ile çocuk kitapları arasındaki anlatım farkı nasıldır? 



Elbette yetişkinlere seslenen kitaplar ya da yazılar yazdığınızda diliniz ve anlatımınız daha özgür ve daha rahattır. Bu ülkede yazarların okullara düzenli anlamda gitmesi öyle çok eski değildir ve 90'lı yıllarla birlikte başlamıştır. Ben de 1993 sonrasında bu anlamda okullara düzenli gitmeye başlayan ilk yazarlardan oldum. Okullara gidip de öğrencilerle yüzyüze gelme aşamasından sonra, gerçek anlamda "çocuk" kitabı nasıl yazılır'ı bizzat yaşayarak öğrenmiş oldum. Günümüz çocuğu çok hızlı büyüyor, çocukluk süresi giderek azalıyor ve yok oluyor, bu anlamda son 24 yıldır düzenli okullara gitmiş olmam çocuk diline daha hakim bir yazar-çizer olmamı sağladı. Çocuk kitaplarında dile ve anlatıma çok daha ince bir şekilde dikkat etmek gerekiyor. O yüzden hayatlarını sadece büyüklere yazmakla geçirmiş bazı yazarların çocuklara yazmak istediklerini ama yazamadıklarını görüyorum, aslında çok daha zor olan bu işi çok kolay gördüklerinden olsa gerek. 

Çocuklara kitap sevgisi aşılamak için neler yapılmalıdır?

Bu iş her geçen gün daha da zor bir hale geliyor, kitap dediğimiz insani güzellik giderek hızı sapıtmış haldeki bu teknolojik çağa yenik düşüyor. Çocukların zamanları çok azaldı. Dünyanın bence en kötü eğitim sistemi(!) bu ülkede ve bu kötü sistem(!) zavallı çocukların çok fazla zamanını (ç)alıyor. Benim büyüdüğüm 70'li yıllarda çocuklara kitap sevgisi aşılamak için hiçbir şey yapmaya gerek yoktu, çünkü kitap zaten hayatlarımızın en önemli yerinde, baş köşedeydi. İstanbul çocuğuyum, okuduğum okullara hiçbir zaman yazar-çizer-sanatçı gelmedi, çünkü gerek yoktu, biz kitaplarımızı kitapçıdan alan kuşaklardık. 

Oysa günümüzde okullara yani çocukların ayağına gitmeden bu işi yapabilmek çok zor, o yüzden okul etkinlikleri bence kitap sevgisi aşılamak için en önemli şey. Zira kendileri okumayan anne-babalardan oluşan aileler bu anlamda hem yetersiz, hem de kötü örnekler ne yazık ki. Bunu başaran yani okullarda çocuklarla iyi diyalog kurabilen, ders kitabı gibi kitaplar yazmayan, çocukların o benzersiz hayal dünyasına seslenebilen yazarlar, okuma sevgisinin artırılması anlamında bence önemli işlev görüyorlar. 

Çocuk kitaplarında mizahın sınırları nelerdir?

Güzel bir soru. Mizah sınırları öyle kolayca çizilebilen bir anlatım aracı değildir zira. Ama önceliği zekaya seslenmesidir. Kabına sığmayan, taşkın yanları vardır. Bir "eleştiri" sanatı olduğu için pek çok mizahçı sınırları yok bile sayabilir!.. Ama mizahın da her mizahçıya göre değişen bir sınırı mutlaka vardır. Mizah dergilerinde, mizah eklerinde yıllarca yazıp-çizerken elbette daha özgür bir alanın içersinde olduk. Ama şunu da söyleyelim ki; yaşanan yoğun bir baskı ortamı nedeniyle eleştirel gücü fazla olan bir mizah özellikle 2000'li yıllarla birlikte hayatlarımızdan giderek geriye düşmüş bir alan. O yüzden günümüz çocuğu bizim çocukluğumuz kadar iyi bilmiyor, iyi tanımıyor. Günümüzün 5. sınıf öğrencileri "Mizah" sözcüğünün anlamını bile ilk kez benden öğrenmiş oluyorlar. Oysa ben 5. sınıfta mizaha adım atmış bir çocuktum. Yani bu anlamda durum çok parlak değil. Şimdi bu noktada çocuğa yazarken de, adına oto-sansür demesek de belli bir iç disiplin gerekiyor, çocuğun dünyasına seslenen, onun algı gücüne yakın, onun anlayabileceği bir mizah yapmak durumundasınız. Bu işe kendini veren, mizah duygusu taşımaya başlayan bir çocuğu da mizahınızın düzeyi ile o farkında bile olmadan, ince dokunuşlarla, adım adım yukarı çıkaracaksınız. Bu anlamda sınırı çocukla birlikte çizmek en güzeli aslında, ben bu "ince" zekaya dayalı sınır işini okullarda sayısı 1000'i aşan etkinliklerim sayesinde öğrendim, yani bu anlamda ben de bir öğrencilik yaşadım. 



Mizahın öğreticiliğini nasıl yorumluyorsunuz?



Mizahın ülkemizde düzey olarak bugünkünden çok daha yukarda ve çok daha parlak olduğu yıllarda büyüyen, çocuk yaşta mizah duygusuna sahip hale gelen bir çocuktum ve bugün öğrendiğim sağlıklı pek çok şeyi o duygu sayesinde öğrendiğimi görüyorum. Bu yüzden bence mizah en müthiş öğretmendir, neden, çünkü parmağını gözünüze doğru sallayarak, dikte ettirerek, bağırarak, çağırarak, sıkıcı ders kıvamında öğretmeye kalkmaz. En önemli yanı; ezberci değildir tam tersine ezber bozucudur. Öğreteceği şeyleri. İnce zekaya dayalı bir şekilde çaktırmadan öğreten, kuralları eğen, büken ve bu anlamda çocuğun nefes almasını, psikolojik olarak rahatlamasını sağlayan benzersiz bir öğreticidir mizah. 


Yeteri kadar yerli yazar yetiştiriliyor mu?

Özellikle çocuk edebiyatından söz ediyorsak, bu anlamda ülkemiz zaten 90'lı yıllarla birlikte bu işin üzerine ciddi anlamda eğilmeye başladı diyebiliriz. Yazar sayısı da bu anlamda giderek artıyor ve gerçekten bu işi iyi yapan genç yazar arkadaşlarımız da var ama önemli olan sayı değil, bence niteliktir. Beni asıl üzen, internet çağının yarattığı "kes-kopyala-yapıştır" türü kitap çalışmalarının google amcanın katkıları sayesinde çok hızlı artması. Başkalarına ait cümleleri, paragrafları, yazıları kopyalayan genç yazar sayısındaki artış iyi bir artış sayılmaz. Ancak çocuk yazını eskimeyi kaldırmayan, dediğim gibi bu işin er meydanı ve yazın türlerinin en acımasızıdır, çocuğu kandırdığını zanneden yazar aslında kendini kandırmaktadır ve bunun karşılığını er geç alır. 

Çocuk kitaplarının görsel kısmını nasıl buluyorsunuz? 

Sadece bir yazar değil aynı zamanda çocuk kitabı resimleyen bir çizer olarak da, son yıllarda çocuk kitaplarındaki en önemli gelişmenin görsel kısımda yaşandığını düşünüyorum. Bizim çocukluğumuzdaki çocuk kitaplarında ne yazık ki görsellik epeyce yetersizdi. Baskı kalitesinin de düşük oluşu, kitap resimlemelerine verilmeyen önem filan derken işin görsel kısmı hep ikinci planda kalır, oradan-buradan makaslama yöntemiyle kitap resimlemesi yapılırdı. Günümüzde bu anlamda müthiş çizerlerimiz var ve çocuk kitapları bence geçmişe göre görsel anlamda çok daha iyi bir noktada. 

Çocuk edebiyatının son beş yılını nitelik açısından değerlendirebilirler?

Geçmişte daha çok edebiyatın içine sıkışan ve bu kadar üretim gücü olmayan çocuk edebiyatımız bence giderek gelişiyor, yelpazesi genişliyor ve türler ve çeşit anlamında da zenginleşiyor. İyi giden bir alanda bence en önemli tehlike yazarlığı bir "rant" aracı olarak gören, çok hırslı kimi yazarların çocuk alanını talan etmesi. Aynı anda sayısız yayınevinden kitap çıkarabilen, bir kitap fuarında 6-7 ayrı yayınevinde imzaya oturabilen, üç günde bir çocuk kitabı yazan, bu işi ciddi "rant" aracı olarak gören kimi yazarların bu edebiyat alanı içersindeki hakimiyeti zaman içinde ne denli azalırsa, sayıya-gösterişe değil içeriğe-kaliteye önem veren yayıncıların da sayısı ne denli artarsa, zaten giderek uzmanlaşma yolunda ilerleyen çocuk edebiyatı çok daha nitelikli bir yere ulaşacak. 

Türkiye’de çocuk kitaplarına ilgi ne düzeyde?


Çocuk kitaplarının satış rakamlarına ve genel kitap baskısı anlamındaki durumuna baktığımızda aslında ulaşılan sayının ulaşılması gerekenden çok daha az olduğunu görürüz. Ne yazık ki yayınevlerimiz henüz çocuk kitaplarının nasıl bir lokomotif olduğunu tam olarak anlayamadılar. Çünkü günümüzde çocuk kitapları sadece okul etkinlikleri ve kitap fuarlarıyla satılabiliyor. Bu anlamda kitapçılar nerdeyse yok gibi. Yayınevlerimiz kültür kitaplarına yaptıkları reklam harcamalarının çok düşük bir kısmını çocuk kitaplarına yapıyorlar. Okur pek çok çocuk kitabının farkına bile varamıyor. Ayrıca baskı adetleri ve yazara-çizere verilen telifler de kültür kitaplarına göre daha düşük. Fakat kültür kitaplarında ciddi düşüşler yaşayan yayınevleri çocuk kitaplarının "az ama sağlam" satışını görerek, çocuk kitabına yatırım yapmanın önemini daha yeni yeni görüyorlar. Umarım çok daha iyi bir yerde olması bu sektör yayıncıların da bu işi daha ciddiye almasıyla hak ettiği noktaya ulaşır. 



Bir çocuk kitabının olmazsa olmazları var mıdır? Nelerdir?


Bir çocuk kitabı öncelikle çocuğa yazılmış olduğunu unutmamalı, ne yazık ki bazı kitapları karıştırdığımda çocuğa yazılmış olduğunun unutulduğunu görüyorum. Tabii hangi çocuğa sorusu var?.. Eğer kitabınız günümüz çocuğuna yazılmışsa onun ilgi alanına girecek bir kitap olmalı. Bu yüzden hızla değişen, her yıl farklılaşan çocuğu çok iyi gözlemlemeli, çok iyi takip etmelisiniz. Bu iş o yüzden ciddi bir enerji ister. Günümüzde hâlâ sürekli kendi çocukluğuna kitap yazan, bugünün çocuğunu bu anlamda yakalamayan, ona seslenemeyen yazarlar var. Bu yüzden çocuğa seslenebilmek ve tabii bu seslenişi bir ders kitabının sıkıcı öğreticiliği içinde yapmamak gerek. Çocuğa seslenebilen, onun hiperaktif hızını yakalayabilen bir kitabın çok da iyi bir görsellikle, sayfa düzeniyle, kapakla sunulması gerekiyor. Görselliğin giderek daha da öne çıktığı günümüzde bir kitabın sunumu içeriği kadar önemli. 

Son olarak ne söylemek istersiniz? 

Ağır tahribat altında bir dönem geçirmekteyiz, bu dönem nedeniyle giderek büyüklere yazamaz bir atmosferin içine itilmiş, bu anlamda açıkçası kitap yayınlama özgürlüğü elinden alınmış bir yazar-çizer olarak 2000'li yıllarla birlikte kendi isteğimle daldığım Çocuk Edebiyatında sürekli yeni bir şeyler öğrenerek, çocukça bir heyecanla ve tutkuyla ilerliyorum. Hem yazar, hem de çizer olmam çok yorucu da olsa, bu müthiş alanı iki taraftan da izleyebilmemi sağlıyor. Fırtınalı bir dönemde en güvenilir liman olan çocuk limanına sığındığım için çok iyi yaptığımı şimdilerde daha iyi görüyorum. Dileğim yayınevlerimizin de çocuk kitaplarına, kültür kitaplarına gösterdikleri ilgiyi ve duyarlılığı her anlamda göstermeleri. Çünkü çocuk edebiyatı bu anlamda bence henüz hak ettiği yerde değil. Bu gerçekleştiği zaman potansiyeli çok güçlü olan ve gerçek potansiyelinin şu anda çok altında seyreden çocuk edebiyatı çok daha sağlam bir yere ulaşacaktır.


BU SÖYLEŞİNİN YER ALDIĞI LİNK ADRESİ: 



17 Ocak 2017

CİHAN DEMİRCİ, KOÇ OKULLARI 19. KİTAP ŞENLİĞİNE SÖYLEŞİ VE İMZA GÜNÜYLE KONUK OLDU!..



VKV Koç Okulları'nın Damdaki Mizahçı Cihan Demirci için özel bir yeri vardır. Cihan Demirci, ilk kez 2007 yılında konuk olduğu bu okula 10 yıllık bir süreç içersinde daha önce 5 kez gitmişti. Bu etkinliklerden 3'ü Koç Lisesine, ikisi ise Koç Ortaokulu ve ilkokuluna olmuştu. 2017 yılının İstanbul'daki ilk etkinliğini yapmak gene Koç Okullarına kısmet oldu. Bu yıl 19. kez düzenlenen Koç Okulları Kitap Haftasına 17 Ocak 2017 Salı günü konuk olan Cihan Demirci, Koç Ortaokulu Türkçe öğretmeni Kadriye öğretmenin rehberliğinde önce okulun o güzel salonunda, 5. ve 6. sınıflara yönelik bir mizah söyleşisi gerçekleştirdi. Ardından çok ciddi bir imza kuyruğu altında, 5. ve 6. sınıf öğrencilerine kitaplarını imzaladı.


Cihan Demirci 5. ve 6. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirdiği mizah söyleşisinde... 
(17 Ocak 2017) 

Çocuklar içtendir , samimidir. Büyükler gibi kıvırmazlar. Öğrencilerin içtenlikle kitapları çok sevmiş olması ve bunu sıkça dile getirmesi bu imzanın bir başka güzelliğiydi. Öğrencilerin kitaplarının içinde en yoğun şekilde "Hınzır Can'dan Büyükleri Anlama Kılavuzu"na yönelmeleri uzun bir süreçte çıkan bu kitaba ciddi bir emek vermiş olduğu için yazar-çizerin ayrıca hoşuna gitti. 19 yıldır her Ocak ayında, sömestr tatili öncesi bu Kitap Haftasına imzasını atan Koç Okulları gerçekten bu işin profesyoneli bir okul, öğretmen ve öğrenci ilgisi açısından pek çok özel okula fark attığını söylemek durumundayım.

CİHAN DEMİRCİ'NİN KOÇ OKULLARINDAKİ 19. KİTAP HAFTASINDAKİ SÖYLEŞİSİ VE İMZA GÜNÜNDEN FOTOĞRAFLAR... 


13 Ocak 2017

CİHAN DEMİRCİ, ADANA'DA 10. ÇUKUROVA KİTAP FUARINDA KİTAPLARINI İMZALADI...




2017 yılının ilk etkinliğini 11 Ocak 2017 Çarşamba günü, Tarsus'taki Tarsus Amerikan Kolejinde gerçekleştirdikten hemen sonra Adana'ya gelen Damdaki Mizahçı Cihan Demirci, 11 Ocak 2017 Çarşamba günü, 10. Çukurova Kitap Fuarı'nda, Kırmızı Kedi Yayınevi standında, aynı yayınevinin sevilen yazarı Feyza Hepçilingirler'le birlikte kitaplarını imzaladı. 16.00 ile fuarın kapanış saati olan 20'ye dek süren bu keyifli imza gününün ardından, 12 Ocak 2017 Perşembe gününü de 10. Çukurova Kiap Fuarında, Kırmızı Kedi Yayınevi Standındaki imza gününde geçiren Cihan Demirci, 10.00-17.00 saatleri arasında kitaplarını imzalarken, kitap fuarında bulunan kimi yazar, yayıncı dostlarla da sohbet etme olanağı buldu ve 12 Ocak gecesi geç saatlerde gene şehr-i belası İstanbul'a geri döndü!..

CİHAN DEMİRCİ'NİN 11-12 OCAK 2017 TARİHİNDE, ADANA'DAKİ 10. ÇUKUROVA KİTAP FUARINDA GERÇEKLEŞEN İMZA GÜNLERİNDEN FOTOĞRAFLAR... 


Sevgili Feyza Hepçilingirler, bize güzelim mandalina-portakal arası müthiş bir tat içeren mandalinalarla ve imzalı kitabıyla gelen Nuri Sağaltıcı dostumuz ve Cihan Demirci... (11 Ocak 2017) 




11 Ocak Çarşamba gecesi, sevgili Feyza Hepçilingirler'le birlikte, Adana'da Kırmızı Kedi Yayınevi ekibinden arkadaşlarımız Alp, Elif ve Erdost'la, keyifli ve "Adana"lı bir mekanda biraz olsun yorgunluk çıkarmaya çalıştık... 


2000'li yılların başlarında MSM'de yani Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde "Yaratıcı Yazarlık" bölümünde 3 yıl kadar "Mizah Kültürü" adlı çok özel bir dersin öğretmenliğini yapmıştım. O yıllardan, sevdiğim öğrencilerden biri olan Göksel Bekmezci uzun yıllardır sahne gösterileri yaparak, kitap yazarak edebiyatın ve sanatın içindeki serüvenini sürdürüyor. Öğrenciyken de ilgili bir öğrenci olan Göksel yazar olarak da aynı durumda elbet. Adana'da kitap imzalarken, bana "Eski Cesetler" isimli kitabını içten satırlarla imzalayıp getirdi ve onunla ayaküstü bir MSM yılları sohbeti gerçekleştirdik...  (12 Ocak 2017-ADANA)