07 Ağustos 2020

KARTAL BELEDİYESİ'NİN DÜZENLEDİĞİ 'NEYZEN TEVFİK HİCİV ŞİİRİ YARIŞMASI'NA KATILIM BAŞLIYOR!..



KARTAL BELEDİYESİ NEYZEN TEVFİK ŞİİR (HİCİV) YARIŞMASI

Kartal Belediyesi Hiciv şiirimizin büyük ustası Neyzen Tevfik adına bir şiir yarışması düzenliyor. Son katılım tarihi 28 Aralık 2020 olan yarışma ile ilgili tüm bilgileri aşağıda sunuyorum...

YARIŞMANIN AMACI:
Türk kültür ve edebiyatına katkı sunmak, şiiri özendirmek, asıl adı Tevfik Kolaylı olan Neyzen Tevfik ismini ve şiir anlayışını yaşatmak.

YARIŞMANIN KONUSU:
Yaşamı boyunca gericiliğe, yobazlığa baskıya ve şiddete düşünceleri, yaşam biçimi ve şiirleriyle karşı çıkmış, Kutsal İsyan’ı desteklemiş, laik Cumhuriyet’in yanında durmuş hiciv ustası Neyzen Tevfik’i şiir üzerinden anmak ve gündemde tutmak.


  KATILIM KOŞULLARI:

1- Yarışma her yaştan, amatör ve profesyonel şairlere açıktır.

2- Katılımcılar yarışmaya en fazla 3 şiirle katılabilirler.

3- Yarışmaya gönderilecek yapıtlar, bilgisayar ortamında hazırlanmış olmalıdır.

4- Yarışmaya gönderilecek şiirlerin, hiçbir yerde yayımlanmamış olması gerekmektedir. Bir başka yarışmaya gönderilmiş ya da bir başka yayın organında yayımlanmış şiirler saptanması durumunda, yarışma dışı bırakılacaktır.

5- Katılımcılar yarışmaya eserlerinin sol üst köşesine yazacakları gerçek adlarıyla katılacaklardır.

6- Yarışmacılar kısa özgeçmiş, adres ve iletişim bilgilerini, eserlerinin ekinde mutlaka göndereceklerdir.

7- Katılımcılar ürünlerini 8 kopya olarak, 28 Aralık 2020 mesai bitimine kadar

Ebru Şahin
Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü
Yukarı Mah. Belediye Cad. No:6, Kartal/İstanbul
Tel: 0216 280 58 06 
adresine; elden, kargo ya da posta yoluyla iletmeleri gerekmektedir. Posta ve kargodan kaynaklı gecikmeden, belediyemiz sorumlu değildir.

8- Kartal Belediyesi, ödül alanların dışında, yarışmaya gönderilen şiirlerden istediği kadarını telif hakkı ödemeden kitaplaştırabilir. 

9- Yarışmanın Seçici Kurul Üyeleri şu isimlerden oluşmaktadır:

Müjdat Gezen (Mizah Yazarı, Tiyatro Oyuncusu, Yönetmen)

Celal Ülgen (Hukukçu, Yazar, Şair)

Kandemir Konduk (Mizah Yazarı, Senarist)

Adem Uçar (Kartal Belediye Başkan Yardımcısı)

Cihan Demirci (Mizah Yazarı, Karikatürist, Şair)

Hüseyin Fidan (Şair, Yazar)

Dilruba Nuray Erenler (Şair, Eğitimci)

Niyazi Yaşar (Şair, Yazar, Eğitimci)

10- Değerlendirme sonucunda;

Birinci seçilen yapıtın sahibine 7.500,00 TL. + Plaket

İkinci seçilen yapıtın sahibine 5.000,00 TL. + Plaket

Üçüncü seçilen yapıtın sahibine 2.500,00 TL. + Plaket

Seçici kurul özel ödülü sahibine 1.500,00 TL + Plaket verilecektir.

11- Yarışmaya katılan herkes, katılım koşullarını kabul etmiş sayılır.

12- Sonuçlar 21 Ocak 2021 tarihinde, basın yoluyla ve aynı gün Kartal Belediyesi’nin Web sayfasından açıklanacak, dereceye girenlerin ödülleri ise, Neyzen Tevfik’in ölüm yıldönümü olan 28 Ocak 2021 tarihinde düzenlenen bir törenle verilecektir.

13- Sorularınızı ebrusahin@kartal.bel.tr adresine iletebilirsiniz.

27 Temmuz 2020

CİHAN DEMİRCİ, BENZERSİZ USTASI OĞUZ ARAL'I MİZAHHABER VE KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ SİTESİNDEKİ YAZISIYLA ANDI...



26 Temmuz beni ve pek çok mizahçıyı, karikatürcüyü yetiştiren benzersiz bir ustanın, bizim sevgili Oğuz Aral ağabeyimizin ölüm yıldönümü... Onu 26 Temmuz 2004'te Bodrum'da yitirmiştik. 16. yılında, 16 yıldır hiç sektirmeden, bir görev gibi değil gerçek bir sevgiyle andığım sevgili Oğuz Aral'ı bu yılda, 14. yaşına girmiş blğoum MİZAHHABER'deki yazımla andım, aynı yazı ve görseller Karikatürcüler Derneği sitesinde de yayınlandı. İlginecekler için hemen yazının altına link adreslerini koyuyorum. Ustamızın ruhu bir kez daha şad olsun, anısına sevgiyle...  (Cihan Demirci)


CİHAN DEMİRCİ'NİN MİZAHHABER'DEKİ OĞUZ ARAL YAZISI:
http://mizahhaber.blogspot.com/2020/07/oguz-aralsiz-kalisimizin-16-yilinda.html


OĞUZ ARAL YAZIM KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ SİTESİNDE: https://www.karikaturculerdernegi.com/herkesin-ustasi-oguz-arali-saygiyla-aniyoruz/


22 Temmuz 2020

CİHAN DEMİRCİ 23 TEMMUZ'DA BAŞKENT POSTASI TV'DE "ORTAK DİL" PROGRAMINA KONUK OLUYOR...

"DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ, 23 TEMMUZ PERŞEMBE GÜNÜ, CANLI YAYINDA SAAT:16'DA BAŞKENT POSTASI TV'DE MEHMET SAİM BİLGE'NİN "ORTAK DİL" ADLI PROGRAMININ KONUĞU OLUYOR!.. "BAŞKENT POSTASI TV"NİN YOUTUBE ADRESİNDEN İZLENEBİLİR...  

Başkent Postası TV 'nin youtube adresi: youtube.com/channel/UCC2YZ_EgSgL0m2JWlv6hAxQ

04 Temmuz 2020

CİHAN DEMİRCİ, CUMHURİYET'İN "CİDDİYET" MİZAH SAYFASINDAKİ "DAMDAKİ MİZAHÇI" KÖŞESİNDE AZİZ NESİN USTAYI 25. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANDI!..


2019 yılının Kasım ayı başından beri 9 aya yakın bir süredir Cumhuriyet gazetesinin "Ciddiyet" mizah sayfasında "Damdaki Mizahçı" yazıları yazan ve karikatür çizen Cihan Demirci, 4 Temmuz 2020 Cumartesi günkü "Damdaki Mizahçı" köşesinde "Dam Üstünden Anılar-6" başlıklı yazısında bundan 25 yıl önce, 6 Temmuz 1995'te yitirdiğimiz mizahımızın büyük ustası AZİZ NESİN'i andı... Bu yazıyı aşağıda sizlerle paylaşıyorum..


Dam Üstünden
Anılar - 6

Sevgili okurlar, “aklımızı” yitireli 6 Temmuz’da 25 yıl oluyor!.. Zira mizahın büyük ustası Aziz Nesin’i 6 Temmuz 1995’te, bundan 25 yıl önce kaybetmiştik!.. “Dam Üstünden Anılar”ın bu haftaki konuğu olan Aziz Nesin usta geriye dopdolu bir hayat, rekor sayıda muhteşem bir üretim, ve en önemlisi ‘aklın gücü’nü bıraktı.

Bu akla ziyan ülkede asla önemsemediğimiz, insana özgü en büyük güç ondan bize mirastır. Bu güç, bağnazlığa, tutuculuğa karşı aklın gücüdür. Ne yazık ki toplum aradan geçen 25 yılda o mirasın zerresini bile kullanmadığı gibi akılla olan sorunlu ilişkisinin arasını tamamen açtı ve kopardı!..

Bu coğrafyada akla seslenen bir mizah yapmak ne zor bir iştir bilir misiniz, 42  yılı bulan bir süredir hem yazar hem de çizer olarak hayatımı mizaha adadığım için iyi biliyorum. Birlikte çalışma onuru yaşadığım ve ustalarımdan biri saydığım Aziz ağabeyle ölümünden 18 gün önce son kez İzmit’te bir araya gelmiştim ortak söyleşimizde. O gün ateşler içinde yanıyordu, 40 derece ateşi vardı, gözleri seçemiyordu, Sivas yangınının yorgunuydu. Ama o halde bile hatırı sayılır bir kalabalığın karşısındaydık 30 dereceyi aşan bir sıcak!.. O gün söyleşi öncesinde inatla Keltepe’ye çıkmak istemişti. İzmit’in en tepesinde bana acınacak gözlerle bakmış, “Bu ülkede gelecek günlerde mizahın yapılamayacak bir hale geleceğine” dair acı şeyler söylemişti. Hayatında yaşamadığı baskı ve acı kalmamış bir mizah ustası olarak belli ki ardında  bırakacağı genç kuşak mizahçılara üzülüyordu. Dedikleri fazlasıyla çıktı.

1984 yılı… Güldürü Üretim Merkezi’nde yazar-çizerim. Yanımdaki masaya dev bir usta geldi: Aziz Nesin!.. Güneş’ten Hürriyet’e transfer olmuşuz ve günlük mizah sayfası hazırlıyoruz. Aziz ağabey aramıza felçli katıldı. Sağ tarafı tutmuyor, yazamıyor ama peltek de olsa konuşarak, sekreterin daktilo ettiği bir tefrika yazdı ve aylar sonra felci de genç mizahçıların arasında yendi!..

O, hep mücadele insanıydı, 200’den fazla takma adla yazmak zorunda kaldı. Hayatının beş buçuk yılı aşkın süresi cezaevlerinde geçti. Yargılandı, dışlandı, an geldi işsiz kaldı, ama pes etmedi, mizahı her daim küçümseyen edebiyat dünyamıza kendini kabul ettirdi. Kendiyle de, çevresini saran ‘ödlek’ aydınlarla da hep dalgasını geçti, bu ülkede hiçbir yazarın yapamadığını yaparak, kitaplarının geliriyle çocukların yetiştiği müthiş bir vakıf kurdu ve o vakıf tüm zorluklara rağmen yaşıyor!..

Gün olur da hani aklımıza yeniden sahip çıktığımız bir gün gelirse hani, o gün Aziz Nesin de yeniden aramıza dönmüş olacak, büyük ustanın anısına sevgiyle…  


#AzizNesin #MizahUstası #6Temmuz1995 #25ÖlümYıldönümü #MizahEdebiyatı




18 Mayıs 2020

ÖZNUR ÖZKAYA'NIN CİHAN DEMİRCİ İLE RÖPORTAJI CUMHURİYET-KİTAP SAYFASINDA...

Cihan Demirci: ‘Mizahım gülüp geçmenin ötesindedir!’

Mizah yazarlığı ve çizerlik serüveninde 42 yıla varan, bu serüvende 54 kitap yayınlayan Cihan Demirci ile uzun yıllardır basımı bulunmayan üç kitabının Mizah Postası Yayınları tarafından yayımlanan yeni basımlarını konuştuk…

ÖZNUR ÖZKAYA


Evlere kapanmak zorunda kaldığımız ve içine girdiğimiz karanlığın ucunu göremediğimiz ciddi ve küresel bir virüs sorununu ülkemizde en acayip, en korunaksız, en tuhaf haliyle yaşıyoruz. Gülmenin de zorlaştığı böylesi anlarda daha fazla gereksinim duymamız gereken şey mizahın eleştirel olduğu kadar insanı rahatlatan o sihirli gücüdür.

Sorunları işaret etmekle kalmayıp bu sorunların nedenleri üzerine insanları adeta bir Sosyolog kıvamında düşünmeye teşvik eden, 1985’ten beri yayınlanmış elli dört kitabı dört yüz bine yakın bir okura ulaşmış, yazar- çizerlik serüveninde 42. yılını yaşayan, “Geyik Muhabbetleri” adlı kitabının yayımlanışının otuzuncu yılında otuzuncu baskısını gören, nam-ı diğer “Damdaki Mizahçı” yani sevgili Cihan Demirci’yle söyleştik.


Bu söyleşiyi yaşadığımız şu salgın döneminin ruhuna fazlasıyla uygun olan bir sosyal mesafeden yaptık. Ben İzmir’den sordum, Cihan Demirci, İstanbul Kadıköy’den yanıtladı.


‘GÜLMEKTEN ÇOK AĞLAMAYA YATKIN BİR TOPLUMUZ’

- 2020 yılı yazarlık-çizerlik serüveninizdeki 42’inci yılınız. Türkiye’deki mizah anlayışını ve yapılan mizahı nasıl görüyorsunuz? Bir konuşmanızda “Mizah, hayata tersten bakmaktır ve Türkiye’de mizah yapmak artık olanaksızdır” demiştiniz. Bununla tam olarak neyin altını çiziyorsunuz? 


Bu serüvene ilk adımı aslında 31 Aralık 1977’de atmıştım ama 1978’den itibaren ilk yazılarım, şiirlerim, karikatürlerim yayınlanmaya başladığı için başlangıcı 1978 sayarım.
Biz mizahı çok seven bir toplum gibi gösterilsek de aslında bu özelliğimizi özellikle 21’inci yüzyıl başından beri yitirmeye başladık. Aslında gülmekten çok ağlamaya yatkın bir toplumuz.

Mizahı 42 yıldır bir sosyolog ya da tarihçi kıvamında sürdürüyorum ve ta 90’ların ortasından beri “Hayat mizahı kaç geçiyor?” diye bir soru soruyorum bu ülke adına.



‘HAYAT, MİZAHI ÇOK GEÇİYOR!’

Mizahçının öngörüsü yüksektir. Toplumdaki çürümeyi, boşalmayı erken görmüş biri olarak bu soruyla şunu demek istedim: “Hayatın gerçekleri bu ülkede öylesine abuk subuk bir hale geldi ki mizahçının hayal gücünü de aştı, bu yüzden hayat mizahı çok geçiyor!”. Bunu 90’larda dedim ama 2020’lerde tam yerine oturdu sanırım.

Mizahçı amuda kalkmış biridir, hayata tersten bakarak bambaşka bir bakış açısı yakalar ama akla ziyan bir ülkede amuda kalkmanın herhangi bir anlamı kalmaz çünkü hayat zaten tersten seyretmektedir, demek istediğim budur.

Bu yüzden mizah anlamını yitirdi ve o yüzden onun da içi hayat gibi boşaldı ama ben tüm olumsuz şartlara inat, akla seslenen, organik bir mizahı inatla sürdürmeye devam ediyorum.




80’LERDEN BU YANA GEYİK MUHABBETLERİ!

- Üç kitabınızın da yeni baskıları yapıldı geçtiğimiz ay. Ne yazık ki korona günlerine denk geldiği için bu kitapları pek tanıtamadınız ve siz de pek çok yazar-çizer gibi etkinliklerinizi bile iptal etmek zorunda kaldınız.

“Geyik Muhabbetleri” ile başlayalım. Bu sözcüklerin isim babası olarak, sizin yüklediğiniz anlamla şimdiki kullanımı arasında nasıl bir fark var?

Ayrıca yeni basımında Türkçeye kazandırdığınız pek çok kelimeye de yer vermişsiniz. Bu listeyi yapma sebebiniz nedir? 


“Geyik Muhabbetleri”ni 80’li yıllarda mizahımıza ve dilimize yeni bir mizah tarzı olarak kazandırmaya çalıştım. Bu öncelikle karşılıklı olarak çok konuşan ama hep boş konuşan ve asla bir yere varamayan bir toplumun keskin eleştirisidir. Kısa ve vurucudur, zamanın ritmine, hızına uygundur.

İlk basımı 30 yıl önce yapılmış bir kitabı 2020’de ilk kez okuyacaklar hiçbir şeyin eskimediğini hayretle görecekler. Önce 80’li yıllarda mizah ekleri ve dergilerde bir köşe oldu, sonra 1990 yılında kitap haline dönüştü.

Hatta 3 kitaplık bir diziye. 1990’da yayınlanan “Geyik Muhabbetleri” özellikle mizahta yeni arayışlar içinde olan genç okurdan beklentimin çok üzerinde bir ilgi gördü, baskı üzerine baskı yaptı. Sonuçta 29 basımda 60 bine yakın okura ulaştı. 3 kitaplık dizi olarak 125 bine yaklaştı bu okur sayısı.

Bunlar benim pek alışık olduğum rakamlar değil. 15 yıla yakındır basımı olmayan kitaplarımın başında gelen bu kitaba yeni eklemeler de yaparak, elden geçirilmiş haliyle yeniden yayınladığımız ay ne yazık ki önümüzü bu kez bir virüs kesti!.. Biz mizahçılar önümüzün kesilmesine alışkınızdır ama bu kez farklı bir cepheden geldi bu saldırı!..

Argoya epeyce sözcük, deyim, tanımlama kazandırmış bir yazar-çizerim. Okurdan en çok ilgi görmüş kitabımın, 30. yılında yapılan bu özel 30. basımının son bölümünde argoya ve dilimize kazandırdığım bu sözcüklerin listesini de ilk kez koydum.

Bunun birinci nedeni ürettiğim sözcüklere sahip çıkmaktır zira çoğu ne yazık ki, başta köşe yazarları, gazeteciler, radyocular ve çeşitli sanatçılar, hatta mizah yaptığını sananlar tarafından yıllardır isim bile belirtilmeden kullanılmaktadır!.. Bizim alanda ne yazık ki emek sömürüsü dayanılmazdır!.. 


‘ARGO ÖZEL BİR DİLDİR!’ 

- “Mizahçı için argo bir amaç değil sadece anlatıma güç katan önemli bir araçtır.” diyorsunuz kitabın önsözünde. Bu cümleyi biraz daha açar mısınız?


Argoyu küfür zanneden cahil bir kesim var. Oysa argo özel bir dildir, herkesin anlayamayacağı, özel üretilmiş sözcüklerden oluşur, amiyane küfürlerden oluşmaz. Zekâ ister, sözcük bilgisi, dil bilgisi ister.

Anadilinin ustası olmak için 42 yıldır emek veren bir yazar-çizer olarak ben de tüm mizah yazılarımda, kitaplarımda, ürettiğim her şeyde argoyu okurdaki etkiyi artırmak adına bir araç olarak kullandım.

Bu arada yakından tanıma ve birlikte çalışma onuru yaşadığım ustalarım gibi ben de mizahı hep ciddiye aldım, uzun yıllardır tarihine-teorisine de kafa yoruyor, bu alanda da çalışmalar yapıyor ve şunu iyi biliyorum ki, mizahımın bir derinliği vardır ve gülüp geçmenin ötesindedir!..




‘TOPLUM DEĞERLERE SAHİP ÇIKAMADI’

- Bir kara mizah denemesi olan “Deli Gömleği Ütü İstemez” de ilk basımından tam 26 yıl sonra 12. basımıyla okurun karşısında.

“Üretim toplumu olamadan tüketim toplumu olduk fena halde... Zaman tükettik. İnsan tükettik... Ne bulduysak tükettik...” diyorsunuz “Deli Gömleği Ütü İstemez”de.

Günümüze baktığınızda ne görüyorsunuz peki? İlk basımı 1994’te yapılmış bu kitabınızın. Yıl 2020 ve biz hâlâ insan tüketmeye devam ediyoruz gibi. Ne dersiniz?


“Deli Gömleği Ütü İstemez”i çok büyük bir keyifle ve heyecanla yazmıştım 1994 yılı yaz aylarında… Toplumda büyük bir kırılmanın henüz çok ufak belirtileri varken, mizahçılara özgü bir öngörüyle yazıldı. “Kendi Kendime Konuşmalar” dizisi adını verdiğim kara mizah denemelerinin de ilk kitabıdır.

Bu 26 yıllık hoyrat ve berbat süreçte hem zamanı hem de insanı korkunç şekilde tükettik, insan tüketmenin artık neredeyse sonuna geldik!.. Çünkü elde tüketecek nitelikte insan da çok az kaldı, tıpkı elde yaşanacak bir sağlıklı, doğal bir doğa ve bitki örtüsü kalmadığı gibi ne yazık ki!.. Çok önemli değerlerimizi bozuk para gibi harcadık, giden her önemli değerin yerini ciğeri beş para etmezlere verdik!..

Bunun en ağır bedelini ise henüz yaşamadık, şu virüslü günlerin ardından sanırım o dönemin içine düşeceğiz ve bu virüslü günleri bile arayacağız, çünkü bu toplum ne yazık ki hazır çorba gibi bulduğu değerlere sahip çıkamadı ve onları birer birer yitirdi. 26 yıl önce yazdıklarımın bugünlere daha çok uyması inanın beni sevindirmekten çok üzüyor!..





- İlk basımı 1995’te yapılan, o da uzun yıllar sonra 8'inci basımıyla okurun yeniden karşısına çıkan diğer kara mizah denemesi kitabınız: “İyiler Cinnete Gider”den bahsedelim. Bu kitap bir mahallede geçiyor. Mahallenin adı: “Cinnet Mahallesi”…

Aradan geçen 25 yılda halkımız, içine adım adım itildiği bu cinnet yolculuğunda sizce nasıl bir ivme gösterdi? Şizofrenik, bezgin, kaygı bozukluğuna sahip Türk halkı bu noktaya gelmeyi nelere borçlu sizce?

,“İyiler Cinnete Gider”i de “Deli Gömleği Ütü İstemez” adlı kitabımın bir yerde devamı olarak, hemen 1 yıl sonrasında kaleme almış, 1995’te yayınlamıştım dediğiniz gibi.

Bu kitap Cinnet Mahalesi’nde geçer. Cinnet Mahallesi aslında il olmak istese de aslında bir ülkedir ama bunun farkında bile değildir!.. Bu tuhaf mahallenin 25 yıl sonunda ulaştığı yer benim 25 yıl önce yazdığım yerdir!..

25 yıl önceden var olan resmi oldukça geniş açıdan görmüşüm, sanırım sadece yazar değil, aynı zamanda çizer de olmanın bir yararıdır bu, sinemaya tutkun, zamanında sinema-televizyon eğitimi de almış biri olarak, görsel bir pencereden yazılmış, zamanında televizyon dizisi olacakken kanallardaki kirli çarkı aşamayıp, dizi olamamış bu çalışmaya şimdi baktığımda halkımızın tüm yazdıklarımı fazlasıyla uyguladığını görüyorum!..

Böylesine ağır bir cinnet aşamasına gelmeyi zamanında var olan hiçbir sorunu çözemeyip, tam tersine bu sorunları büyüterek, sorunlardan bir dağ oluşturmaya bağlıyorum.

Mizahçının işi yanlışlarla, yalanlarla boğuşmak ve doğruları çekinmeden, yüreklice söylemektir, o yüzden üzülerek de olsa diyeceğim; ne yazık ki halkımız şimdi kendi yarattığı o sorun dağının en tepesinden aşağı atlayacağı günün cinneti içinde gün sayıyor!..

(Parantez içi son umut sözü: “Uyanmayı son anda bile olsa başaracak bir halkın o dağdan atlamasına da gerek kalmaz!)


RÖPORTAJIN LİNK ADRESİ: https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cihan-demirci-mizahim-gulup-gecmenin-otesindedir-1739410


CİHAN DEMİRCİ, ONLİNE YAYINDA BİLSET OKULLARI ÖĞRENCİLERİYLE BULUŞUYOR!..

"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, 19 Mayıs 2020 Salı günü, online yayınla İzmir Bornova'daki Bilset Okulları'na konuk oluyor!.. Saat 14.30'da gerçekleşecek online yayında Cihan Demirci, 6. sınıf öğrencileriyle 19 Mayıs'ın 101. yılı gibi özel bir günde buluşacak. 

Okulun sosyal medya hesaplarından izlenebilecek yayının, okul hesabındaki tanıtım duyurusunda şu satırlar yer aldı: "19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’na özel online söyleşimizde; Mizah Ustası, Yazar Cihan Demirci @cihandemirci1978 konuğumuz olacak. Böylesine özel bir günde böylesine özel bir isimle bir arada olmak bizi heyecanlandırıyor..."

#cihandemirci #bilsetokulları #uzaktaneğitim #karikatür #mizah #19mayıs #19mayısatatürküanmagençlikvesporbayramı #atatürküanmagençlikvesporbayramı #onlinesöyleşi #uzaktaneğitim #korona #koronatürkiye #covid19 #evdekal #özelokullar #bayraklı #bornova #izmir


09 Mayıs 2020

"DAMDAKİ MİZAHÇI"NIN YOUTUBE KANALI DAHA İŞLEVSEL HALE GELİYOR!


YOUTUBE KANALININ İNŞASINA BAŞLADIM... 

Youtube'a ilk videoyu kişisel olarak aslında 8 yıl kadar önce yüklemişim. 'Damdaki Mizahçı' olarak da ilk videoyu 3 yıl önce yüklemişim ama bugüne kadar doğrusu öylece duruyor gibiydi. Şu anda henüz tam bir Youtube kanalı olmasa da, uzun süredir atıl duran 'Damdaki Mizahçı'nın Youtube kanalınma bundan sonra giderek daha sık video ekleyeceğim... Kanal adresimin adı; "DAMDAKİ MİZAHÇI"... arzu ederseniz abone olmak için tıklayabilirsiniz... (NOT: Abonelik sadece takip edebilmek içindir ve ücretsizdir)

"DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALINA GİRİP, ABONE OLMAK İÇİN KANALIN LİNK ADRESİNE TIKLAYINIZ: https://www.youtube.com/channel/UCpsjT7rufAv8Kf9roKJSR7w

#DamdakiMizahçıYoutubeKanalı #DamdakiMizahçı #CihanDemirci



04 Mayıs 2020

CİHAN DEMİRCİ, 6 MAYIS'TA KARŞIYAKA BELEDİYESİNİN "KORONA GÜNLÜKLERİ"NE KONUK OLUYOR...

"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, 6 Mayıs 2020 Çarşamba günü saat:16'da Karşıyaka Belediyesinin "Korona Günlükleri" adlı söyleşi dizisinde Haluk Işık'ın konuğu oluyor... 16.00-17.00 saatleri arasındaki program Karşıyaka Belediyesinin sosyal medya hesaplarından canlı yayınlanacak...

#KarşıyakaBelediyesi #KoronaGünlükleri #HalukIşık #6Mayıs2020 #CihanDemirci #YazarÇizer #MizahYazarı #Karikatürcü #GülerekDüşünmek

01 Mayıs 2020

ALTAN ERBULAK... Çok erken bir yaşta yitireli tam 32 yıl olan benim sevgili ağabeyim, ustam... Onunla ömrünün son 10 yılında çok keyifli, çok verimli bir dostluğu paylaşmıştım. Gidişinin ardından da her fırsatta onu andım, hakkında gazetelerde, dergilerde anma yazıları yazdım. Karikatürcüler Derneği'nde, Karikatür ve Mizah Müzesinde, Beşiktaş Belediyesi ile Ortaköy meydanında, Balıkesir Üniversitesinde, Antalya'da, İzmir'de ve daha bir kaç yerde onu anma söyleşilerinin içinde yer aldım, bazılarını bizzat düzenledim. 32. ölüm yıldönümünde Altan Erbulak ağabeyle ilgili iki ayrı yazı hazırladım...Bunlardan birincisi; Cumhuriyet gazetesinin Ciddiyet Mizah sayfasında yayınlanan 1 Mayıs 2020 tarihli "Damdaki Mizahçı" yazım, bu yazı elbette alanı nedeniyle kısa bir yazı oldu. Diğer yazıyı Karikatürcüler Derneği sitesi ve Mizahhaber için ortak bir yazı olarak uzunca bir şekilde hazırladım. Size Karikatürcüler Derneği ve Mizahhaber bloglarındaki link adreslerini iletiyorum. Arzu edenler, Cihan Demirci arşivinden pek çok görselin de yer aldığı bu yazıyı okuyabilirler...


CİHAN DEMİRCİ'NİN ALTAN ERBULAK YAZISININ KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ'DEKİ LİNK ADRESİ: https://www.karikaturculerdernegi.com/altan-erbulaki-sevgi-ve-saygiyla-aniyoruz/

CİHAN DEMİRCİ'NİN ALTAN ERBULAK YAZISININ  MİZAHHABER'DEKİ LİNK ADRESİ: http://mizahhaber.blogspot.com/2020/04/cihan-demirci-altan-agabeyini-yazdi.html 


24 Nisan 2020

CİHAN DEMİRCİ'NİN KİTAPLARINI İNTERNET ÜZERİNDEN YÜZDE 35 İNDİRİMLE ALMA OLANAĞI...


Cihan Demirci'nin 6 KİTABI Yağmur Yayın grubunca geçtiğimiz Mart ayı içersinde yayınlandı. Cihan Demirci'nin bu kitaplarını yayınevinin: https://www.yagmuryayincilik.com sitesinden indirimli şekilde alabilirsiniz.

BÜYÜKLER İÇİN "3 MİZAH KİTABI"NI (BU KİTAPLAR; GEYİK MUHABBETLERİ, DELİ GÖMLEĞİ ÜTÜ İSTEMEZ VE İYİLER CİNNETE GİDER) %35 İNDİRİMLİ ALABİLECEĞİNİZ LİNK ADRESİ: 

https://www.yagmuryayincilik.com/index.php?route=product/product&product_id=5592 



ÇOCUKLAR İÇİN "3 ÇOCUK KİTABI"NI (BU KİTAPLAR; ÇOCUKLUK HİÇ BİTMESE, FIKIR FIKIR FIKRALAR VE SİNİRNAZ'IN SÖZLÜĞÜ) %35 İNDİRİMLİ ALABİLECEĞİNİZ LİNK ADRESİ: 

https://www.yagmuryayincilik.com/index.php?route=product/product&product_id=5593 


KİTAPLARLA İLGİLİ AYRINTILI BİLGİ İÇİN "DAMDAKİ MİZAHÇI" LİNK ADRESİNE TIKLAYINIZ: https://damdakimizahci.blogspot.com/2020/03/cihan-demircinin-4u-eski-2si-yeni-6.html



01 Nisan 2020

CİHAN DEMİRCİ UNUTTUĞUMUZ GÜN OLAN "NİSAN 1" İÇİN CUMHURİYET'TE YAZDI: "BUGÜN NİSAN 1, PEKİ SİZ KAÇ İNSANSINIZ?.."

Bugün Nisan 1,
peki siz kaç insansınız?


CİHAN DEMİRCİ


Bugün 1 Nisan, Nisan’ın biri... Zaten uzun zamandır es geçtiğimiz, unuttuğumuz bir gün!.. Çünkü epeydir  “neşe”den ve “şaka” dan çok uzaklaştık!.. Çünkü epeydir hayatı unuttuk, ölüme daldık!.. Çünkü epeydir “ağır ol da molla desinler” toprağı serptiler daha yaşarken üzerimize!.. Bugün 1 Nisan!.. Bir zamanlar epeyce neşeli insan yapan bir tarihti bu!.. Ancak o günlerden artık pek eser yok!.. Bu durumu sakın sadece korona virüsü yüzünden sanmayın!.. Yanılırsınız!..

Ey mizah duygusundan epeydir uzaklaşmış, akla dayalı bir gülme eyleminden inatla uzakta duran, her bir tarafı gerginliklerle kaplı, şimdilerde ev hapsi dönemi yaşayan ülkem insanı!.. Pek kimseler fark etmese de, 1 Nisan şakası şeklinde bir vaziyet artık zerre kadar anımsanmasa da 1 Nisan mizahın günüdür. 1 Nisan uzun süredir boşladığımız, umursamadığımız aklın sanatı mizaha sahip çıkmanın da günüdür aynı zamanda!..

Nisan 1, mizahın, şakanın, neşenin, gülmenin, gülümseyebilmenin, şu yalan ve sahtekâr dünya ile dalga geçebilmenin günüdür!..  1 Nisan, asıl derdi koronadan çok “cehalet virüsü” olan bu gergin ve yüzyıllar öncesine geri döndürülmüş ülkede sayısı her geçen gün azalan biz “gerçek” ve “organik” mizahçıların kabul günüdür!..

42 yıldır mizaha; hem yazar, hem çizer, hem de mizah tarihi araştırmacısı kimliklerimle emek veren biri olarak, insanlık adına en önemli milatlardan birinin M. S.’den yani ‘Mizahtan Sonra’ başladığını düşünürüm hep... M.Ö.’nün yani ‘Mizahtan Önce’ dönemin insanlık için ne denli karanlık, ne denli sıkıcı, ne denli kuru, ne denli yavan, ne denli tatsız, tuzsuz geçtiğini tahmin etmek pek de zor olmasa gerek!..

Mizah yalanın panzehiridir!

İnsanoğlu, kendi tarihi içersinde mizahı keşfetmesiyle birlikte ‘insan olma’ yolundaki en önemli adımlarından birini de atmış oldu aslında, farkında olmadan... Bir kahkaha atımı bir kişi için küçük ama insanlık için büyük bir adımdı zira. Mizah, bir palyaçonun kocaman ayakkabıları kadar büyük adımlar attı insanlığın gülümsemesi için.  Nisan 1 aslında işletme mezunlarının günü de sayılabilir. Hayatları küçük-zararsız ve neşeli işletmeler üzerine kurulu, mizah duygusu gelişmiş, ruhunda muhalif bir tavır ölmemiş, mizah duygusu taşıyan insanların günüdür Nisan 1!.. Mizah, en zor anlarda hayata neşenin ve aklın gücüyle direnmektir, o yüzden uygarlık gerektirir!..

Biliyorum şaka yapacak halde değiliz ama epeydir değildik zaten, bu sadece bir virüsle olmadı, uygarlıktan ve insanlıktan uzaklaştıkça oluştu bu durum!.. Şaka yapmayı zaten epeydir unutmuştuk, şimdi üstünü de örttük!.. O yüzden tv dizilerinden hayata karışan kirli sakallı ağır ve katil ağabeylerin, aşağılık  gerginliğini taşıyan bu ülkede hayat çok ciddi durdukça daha da dibe vurduk!.. Çünkü o ciddiyetin altı hep çürük ve yalan doluydu!.. Oysa mizahın yalanla işi olmaz, zira mizah yalanın panzehiridir!... Tüm yalanları yüzüne vurur toplumun!.. O yüzden yalanla yönetenler mizahı sevmez, sevemez!.. Oysa gülmenin karşısında hiçbir ciddiyet çok fazla ciddi kalamaz. Hayatı ciddiye alsak da, en zor anımızda bile kalan ömrümüzü ti’ye almaktan kaçınmayalım… Bugün Nisan 1, mizahınız inceldiği yerden kopsun!..

Azınlığın sesi

Mizah, her zaman azınlıkta olan çoğunluğun sesidir, bu yüzden de sesi bastırılmış azınlıkların da sesidir aslında… Mizah, çoğunluk adına başkaldıran azınlıkların soluk aldığı bir temiz hava deposudur. İnsanın ölümün soğukluğuna karşı hayatın sıcaklığını savunmak zorunda olduğunu bize bazen yüksek kahkahalar, bazen de hüzünle harmanlanmış küçük gülümsemeler eşliğinde hatırlatan doyulmaz bir güzelliktir mizah.

Aristo’ya göre insan ‘Animal ridens’ yani ‘Gülen hayvan’dır. Güç sahipleri tarih boyunca, ellerindeki sınırsız gücün verdiği rahatlık içinde, burunları kaf dağında gezindiği için ‘gülme’den uzak durmuşlardır çoğu zaman. Gülme unutulunca da ‘Aristo’ tarzı bir bakışla geriye sadece ‘hayvan’ kalmıştır!.. Zira bütün canlılar arasında sadece insan ‘gülme’ yetisine sahiptir. Maymun insana en benzer hayvan olarak gülme taklidi yapmaz mı? Aslında insandaki 5 duyunun yanına ‘gülme’yi de koyabiliriz. Aristo, ‘Canlılığın Öğeleri’ adlı kitabında yeni doğmuş bir bebeğin yaşamının 40. gününe dek gülmediğini söylüyor. Aristo’ya göre; 40. günde bir bebek mucizevi bir yolla artık tam anlamıyla insan olmuştur! Gerçek olan şudur; ister hayatımızın 4. gününde, ister 40. gününde, ister uykuda, ister uyanırken gülelim, ‘gülme’ eylemi insana hep güç veren canlandırıcı bir ateştir. ‘Gülme’ insandaki korkuyu ortadan kaldırır. Belki de bu yüzden dinler tarihine baktığımızda ‘gülme’ eylemi karşımıza hep bir suç unsuru gibi çıkar. Kilise, başlangıçtan beri gülmeye hiç sıcak bakmamıştır ve hep karşı durmuştur. Çünkü ‘gülme’  ciddiyeti ve ağırbaşlılığı bir anda toz duman eder, çünkü ‘gülme’ bir anda iktidarı sarsar, güç dengelerini iskambil kağıtları gibi ardı ardına devirir. Çünkü kahkaha bozguncudur ve tehlikelidir...

Biz ağlamayı severiz!

İnsanımızın‘gülmeyi ve mizahı sevdiği’ söylenir.. Çok uzun yıllardır yazıp-çizen, mizahın pratiği kadar teorisine de kafa yoran biri olarak bu ülke insanının gülmekten çok ağlamaya yatkın olduğunu, bu ülkede gülmenin değil ağlamanın ve ağlatmanın her daim geçer akçe olduğunu üzülerek söyleyebilirim. Mizahçıların yıllardır bu ülkedeki en önemli sorunu, ülkede her daim ‘akla ziyan’ bir şekilde seyreden hayatın hızının, mizahı sürekli sollaması ve tur bindirmesidir. Mizahçının hayal gücüne tur üstüne tur bindiren trajikomik ülke gerçekleriyle en baba mizahçının bile yarışabilmesi olanaksızdır.  Mizah, tehlikeli sularda gezer. Eğer ‘muhalif’ tavrından uzaklaşıp, güce yani iktidara sırtını dayar ve onun destekçisi olursa sıradanlaşır, yumuşar ve popüler kültürün elinde basit ve kırılgan bir oyuncak haline gelir.

Mizah, gülmece değildir!

‘Alma mizahçının ahını, dama çıkarır sonra mizahını’ diyerek yıllar önce yüksekçe bir dama çıkmış ve hayata epeydir oradan bakan bir ‘Damdaki Mizahçı’ olarak yaşadığımız ülkenin bu baş döndüren, ruh söndüren, akla ziyan gerçeklerine 42 yıldır mizahın bana verdiği anlatılması zor dayanma gücü sayesinde direniyorum . O yüzden onu su kadar gerekli görüyorum. Mizahla ve mizahçıyla uğraşmaktan çok keşke mizahın ne olduğunu biraz anlamaya çalışsak, üzerine biraz kafa yorsak. Örneğin; mizah sadece ‘gülmece’nin karşılığı değildir. Çok daha derin bir içerik taşır. Mark Twain, mizah karşısındaki ezberimizi bozan; ‘Mizahın gizli kaynağı neşe değil, hüzündür, cennette mizah yoktur’ sözüyle bu anlamda bir ufuk açmıştır önümüzde. Charles Baudelaıre ise Twain’in bu sözünü ‘Acının iki çocuğu var; biri gözyaşı, diğeri mizah’ diyerek adeta tamamlamıştır. Acı ve hüzün mizahın içinde gülmece kadar yer etmiş çok önemli unsurlardır, o yüzden acılı ve hüzünlü toplumlarda mizah çok daha fazla işe yarar, insanlar farkına bile varmadan o insanların bitmek bilmez ruh yaralarını sarıp sarmalar.

Bugün Nisan bir, cehaletin baş düşmanı olan mizahın sihirli gücünün günü! ..En zor günlerde bile şunu unutmayın; bir Nisan, bir gülen insan, peki siz kaç insansınız?..


(CUMHURİYET- OLAYLAR VE GÖRÜŞLER SAYFASI-CİHAN DEMİRCİ- 1 NİSAN 2020)




29 Mart 2020

"SANKİ BUGÜNLER İÇİN ÇİZMİŞİM!.."


"DAMDAKİ MİZAHÇI" Cihan Demirci, 2019 yılının Kasım ayı başından beri Cumartesi günleri Cumhuriyet'in Ciddiyet sayfasında "Damdaki Mizahçı" yazılarıyla geliyor okurun karşısına. Her yazının üzerinde de bir karikatürü yer alıyor. 


28 Mart 2020 Cumartesi günü yayınlanan bu karikatürü ta 2000'lerin başlarında çizmiştim. 15 yılı aşkın bir süre olmuştur. Şehirlerin birbirinden çirkin ve doğa düşmanı beton yığını gökdelenlere gömülmesinin, herkesi kendi hapishanesine kapattığını anlatır bir yerde!.. 

Bir virüs sayesinde evlere hapsolduğumuz şu Koronalı günlere öylesine uydu ki, o yüzden kendini hep güncelleyen bu karikatürümü yeniden anımsatmak istedim... (C.D.)

#CihanDemirciÇiziyor #CumhuriyetCiddiyetMizahSayfası #CihanDemirci



24 Mart 2020

"DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ'DEN KORONA GÜNLERİ YAZISI...



Çocuk yaşlarımdan beri sürekli nezle ve griple dolu yıllar geçirmiş biriyim... Her kış mutlaka özellikle Aralık, Ocak, Şubat hatta Mart döneminde uzun süren nezle ve grip olurum. Yakından tanıyanlar iyi bilirler. Çok şiddetlilerini, ateşli hallerini geçirdiğim de oldu. Bu kışta aynı şekilde Aralık sonlarında başladı ve gene Ocak ayında bir buçuk aya yakın sürdü. Bünyemi iyi tanıdığım, yalnız yaşayan bir insan olduğum için kendimce gereken tedavimi uyguladım. Belki de bilmeden bu kez farklısını atlattım. Hep şikayet ettiğim ama giderek uzmanı olduğum nezle ve grip bünyemi farklı hale getirmiş olabilir mi; bunu zaman gösterecek... Yalnızlar beni daha iyi anlar, yalnızın gribi de, hastalığı da daha uzun sürer, çünkü o sürekli ense yapıp, yatamaz, her şeyi kendisi yapmak zorundadır!..


Sahi bu yaşa kadar 3 ayrı kaza geçirip öteki tarafın yakınlarına kadar gitmiş ve geri dönmüş biriyim. Hayat bana özellikle son 20 yılda çok kötü davrandı, sayısız dert ve çilenin içinde, yaşamadığım sıkıntı ve üzüntü kalmadı, üstelik çok sevdiğim insanları birer birer yitirdim bu süreçte ama yalnızlığı kitabını yazacak kadar benimsemiş ve bu sayede güç bulmuş bir yazar-çizer olarak zor anlarımda sadece ve sadece mizaha ve içimdeki o bitmek bilmez mizah duygusuna tutundum, mizahın insanı hayatta tutan akıl gücüne hep inandım, ama bu mizahı günümüzde ehli olmayan ellerde ota-boka dönüşen bir mizahla karıştırmayalım, bahsettiğim organik bir mizahtır, işini ciddiye alan, zekaya seslenen bir mizahtır. Beni iyi tanımayan ya da tanıyamayanlar "karamsar" zannederler, oysa ben pek çok içi boş iyimserden daha dayanıklıyımdır. Akılla birleşmiş, asla pesimist olmayan tutarlı bir karamsarlık insanı zinde tutar. Eve kapanmak. Zaten yaklaşık son 15 yıldır evden çalışan biriyim. Ev anlamında sorunum eve en çok gerek olan zamanda yaşamak durumunda kaldığım evin parlak olmayan halidir ne yazık ki.

Sonuçta zamanında hayatı daha iyi gözlemlemek için, bulunduğu ev de yetmemiş, dama kadar çıkmış, bir hayat gözlemcisi; "Damdaki Mizahçı"yım bendeniz. Her anlamda bu çürük toplumun genelinin çok uzağında, kendi ilkelerini koyarak, kendi cumhuriyetimin sınırları içinde bir yaşam sürdüm, sürüyorum. Yani bu anlamda bir endişem yok. Ama bugünlerde ben de bir tuhafım. Herkesin evine kapandığını görmek, herkesi bana benzetmedi sonuçta. Sonuçta bu tür şeyler zorunlulukla değil, hayat tercihiyle olursa güzeldir. Bu ülkedeki özgürlükleri özellikle 21. yüzyılla birlikte birer birer giden insan yığınları, milyonlar bu duruma gıklarını çıkarmadılar., gıklarını çıkanlara da hep kötü gözle bakıp, onları yalnız bıraktılar. 57 yıllık ömründe hep "gık"ını ve daha ötesini çıkarmış, bu anlamda da yalnız bırakılmaya alışmış biri olarak ben şimdi hiçbir olumsuzluğa gıkını çıkarmayanların önümüzdeki günlerde, aylarda nasıl bir dünyada yaşayacağını doğrusu pek merak ediyorum?..


Bir ülke adım adım yok olurken en ufak bir hayat belirtisi vermeyenler için her anlamda çok ağır bir sınav dönemi geliyor. Sağ şekilde kurtulsan bile çok ağır bir ekonomik yok oluş kapıda!.. Üstelik bu ülke dünyadaki yönetimleri ve anlayışları değiştirebilecek düzeydeki bir virüs belasına en güçsüz, en zavallı, en perişan döneminde yakalandı ancak sürekli yalanlara sığındığı için hala geleceğin zerre kadar farkında değil. Bu ülkede hep küçücük, zerrecik bir azınlığın içinde olduğum, çarkın dışında bir köşeye atılmış halimle, acı acı izliyorum bu biçare vaziyeti!.. Bakın ülke adım adım hapishaneye dönüşürken bir kez olsun ses vermeyenler şu anda adeta hapishaneye dönüşmüş evlerde yaşıyor!.. Hayatın ve doğanın anlayabilenlere ağır bir tokatıdır bu durum!..

Sonuçta ölümlü yaratıklarız, bugün varız, yarın olmayacağız, çok azımız geriye sadece küçücük izler bırakacağız ama geriye bırakacağımız o küçücük zerreleri yaşarken verdiğimiz hayat belirtileri oluşturacak. Bu anlamda, zaten "ölü" halde bir yaşam süren bir ülke için çok fazla bir şey fark etmeyecek, o yüzden dert etmeyin, zira hep dert edenler erkenden gitti bu ülkede, geriye kalan pişkinler yüzünden biraz da bu haldeyiz ya zaten!..

Bu satırları birden bire yazmak geldi içimden çünkü, bugüne kadar öngörüleri genellikle tutmuş biri olarak bendeniz de, yarına dair ilk kez önümü göremez haldeyim. Aylar süren bir çabanın ve çalışmanın ardından Mart ayı başında 6 kitap birden yayınlamıştım, bunların ikisi yepyeniydi, içlerinde 15 yıldır baskısı olmayan, okurdan en fazla ilgi görmüş ve uzun yıllar sonra 30. basımı yapılan "Geyik Muhabbetleri" kitabım da vardı. Çok uzun zaman sonra, beni her anlamda yeniden ayağa kaldıracak mesleki bir koşturmacanın henüz ilk ayağında iken birden hayat durdu ve sonrası meçhul!.. Neyse ki 42 yıllık bir koşturmacanın ve bu ülkedeki çoğunluğa benzemeyen, tuhaf bir yapının, o anlatılmaz enerjisi, son nefese dek kolay kolay bitmez ben de!.. İçimizdeki umut akıl ve sabırla güçlensin ve hiç bitmesin, Tüm arkadaşlara, sosyal mesafesini koymuş, mizah dolusu sevgilerimle!.. 

CİHAN DEMİRCİ (24 Mart 2020-Kadıköy)


18 Mart 2020

CİHAN DEMİRCİ'NİN 4'Ü ESKİ, 2'Sİ YENİ 6 KİTABI MART AYINDA YAĞMUR YAYIN GRUBUNCA YAYINLANDI!..


Mizahımıza, çocuk gençlik ve mizah edebiyatımıza, hem yazar, hem de çizer olarak 42 yıldır yoğun emekler veren nam-ı diğer; "Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, geçtiğimiz aylarda damlarda sıkı bir çalışmaya girmişti. Bu çalışmanın karşılığı olarak Mart ayının ilk günlerinde; başta bugüne dek okurdan en çok ilgi görmüş, ilk basımı bundan 30 yıl önce 1990 Mart ayında yapılmış ve daha önce 29 baskı yapmış ünü adını aşmış kitabı: "GEYİK MUHABBETLERİ"nin 30. basımı olmak üzere toplam 6 kitapla çıkageldi Cihan Demirci...


Okurun karşısına ilk kez 6 Mart 2020'de 14. Ankara Kitap Fuarında çıkan bu 6 kitabı Yağmur Yayın Grubu'nun yeni markaları olan; Mizah Postası ve Parmak Çocuk Yayınlarından çıktı. Bu kitaplardan 3 tanesi Cihan Demirci klasiği haline gelmiş ve 90'lı yıllardan başlayarak özellikle genç okurdan ciddi ilgi görmüş; 'Geyik Muhabbetleri'nin 30. basımı, 'Deli Gömleği Ütü İstemez'in 12. basımı ve 'İyiler Cinnete Gider'in 8. basımıydı. Cihan Demirci'nin "Kendi Kendimle Konuşmalar Dizisi"nin ilk kitabı olan "Deli Gömleği Ütü İstemez"in ilk basımı 1994'te, bu dizinin ikinci kitabı olan "İyiler Cinnete Gider"in ilk basımı ise 1995'te yayınlanmıştı. Uzun yıllardır baskısı bulunmayan bu 3 mizah klasiği elden geçirilmiş ama iyi mizahın asla eskimeyen haliyle 6-7-8 Mart tarihlerinde 14. Ankara Kitap Fuarında ilk kez okurla buluştu. 


Cihan Demirci'nin Yağmur Yayın Grubundan çıkan diğer 3 kitabı ise çocuklar için yazdığı, ikisi yeni, biri ise 2. basım olan kitaplarıydı. Cihan Demirci'nin "Sinirnaz'ın Sözlüğü" adlı çocuk kitabının 2. basımı ile okurla ilk kez buluşan iki yeni çocuk kitabı; çocuklar için yazılmış fıkralardan oluşan; "Fıkır Fıkır Fıkralar" ve çocuk şiirlerinden oluşan "Çocukluk Hiç Bitmese"nin ilk basımları da 6 Mart'ta ilk kez okurun karşısına çıktı. 

Daha sonra 12 Mart'ta 18. Bursa Kitap Fuarında okurla buluşan Cihan Demirci 13-14 ve 15 Mart tarihlerinde de Bursa'da imza günleri yapacaktı ancak tüm dünyayı saran Korona virüsünün ülkemizde de hayatı durdurması ve tüm kültürel-sanatsal etkinliklerin iptal edilmesi üzerine ne yazık ki Bursa Kitap Fuarındaki diğer imza günleri gerçekleşmedi. 

Tabii sadece bununla sınırlı kalmadı bu iptaller. Cihan Demirci'nin yeni kitaplarıyla ve eski kitaplarının yeni basımlarıyla Mart ve Nisan aylarında pek çok yerde yapacağı 20'yi aşkın söyleşi, belediye ve sivil toplum etkinliği, okul etkinliği, imza günü gibi çeşitli etkinlikler de iptal edilmiş oldu. 

Ancak unutmayalım ki, mizah insan aklının en önemli ilacı ve gıdasıdır, o yüzden bu etkinlikler şimdilik ertelenmiş olsa da içine düştüğümüz bu Korona virüslü günlerde, evlere kapanmışken bu kitaplara internetteki kitap siteleri üzerinden ulaşabilir ve iyi mizahın insanı ayakta tutan gücüne sığınabiliriz... 


#GeyikMuhabbetleri #DamdakiMizahçı #İyilerCinneteGider #SinirnazınSözlüğü #ÇocuklukHiçBitmese #FıkırFıkırFıkralar #CihanDemirci #MizahPostasıYayınları #ParmakÇocukYayınları #YağmurYayınGrubu #YağmurÇocuk



Cihan Demirci'nin Mizah Postası Yayınları'ndan çıkan, çocuklar için yazılmış özgün fıkralardan oluşan "Fıkır Fıkır Fıkralar" adlı yeni fıkra kitabı...