21 Nisan 2022

BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİNİN 12. MARCONİ MEDYA ÖDÜLLERİNDE "EN İYİ KARİKATÜRİST" DALINDAKİ ADAYLARDAN BİRİ: CİHAN DEMİRCİ...

https://www.marconimedyaodulleri.com/

Neredeyse son 2 yıldır zorunlu bir şekilde göçebe bir hayat yaşayınca pek çok şeyden uzak kalıyorum... Üstelik ülkede artık hiçbir şeye güven kalmayınca internet üzerinden gelen pek çok iletiyi de dikkate almıyorum... Ancak bir arkadaşın da görüp bilgi iletmesi sayesinde haberim oldu...

Bursa Uludağ Üniversitesi'nin bu yıl 12. kez verilecek, 12 daldaki "Marconi Medya Ödülleri"nde "En İyi Karikatürist" dalındaki 6 adaydan biri de meğerse benmişim...


Ödül töreni 27 Mayıs'ta imiş ve yukarıdaki link adresinden oy kullanılabiliyormuş... 

LİNK ADRESİ ŞU: https://www.marconimedyaodulleri.com/ 

Eh "Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci olarak benden bilgi vermesi...


BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
12. MARCONİ MEDYA ÖDÜLLERİ

14 Nisan 2022

CİHAN DEMİRCİ 2022'YE ETKİNLİK ANLAMINDA 13 NİSAN'DA "MERHABA" DİYEBİLDİ!..



"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, 2020 yılının Mart ayından beri yani 2 yılı aşkın bir süredir yazar-çizer olarak kültürel etkinliklerde koşturma, çocuklarla, gençlerle, mizahseverlerle bir araya gelemez ve işini yapamaz halde... 

Malumunuz 2020 Mart ayı başından itibaren dünyayı teslim alıp, hayatlarımızı durduran Covid-19 virüsünün yarattığı izole ortam ve virüs belası tam anlamıyla bitmeden onun devamında gelen ülkedeki ağır ekonomik çöküşün yarattığı hava, hayatın tüm alanlarında olduğu gibi zaten zor günler yaşayan yayın dünyasını da epeyce bitirdi!..


Size benim için şöyle acı bir bilgi vereyim... Yazar-çizer kimliğimle katıldığım son kültürel etkinlik 2021 Ekim ayı sonundaki Ankara Kitap Fuarıydı... Bunun üzerinden tam 5.5 ay geçtikten sonra bugün 13 Nisan 2022 Çarşamba günü, İzmir'de Kültürpark'ta İzmir Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler Müdürlüğünün düzenlediği mizah söyleşisi ve imza gününde açık havada ortaokul ve lise öğrencileriyle bir araya geldim... Koruncak Vakfı öğrencilerine ile 1.5 saate yakın bir süre içerisinde mizahın özellikle gençlere olan katkısını, benzersiz gücünü ve günümüzde hayatımızdan nasıl geri düştüğünü örneklerle anlattım... Hasret kalmışım gençlerle bir arada olmaya, konuşmaya ve onlara kitap imzalamaya... Söyleşiyi dikkatle ve ilgiyle izlediler... 



Son bölümde her zaman yaptığım gibi kafalarına takılan konularda soru sormalarını da çok arzu ettim ama soru soramadılar... Özellikle son iki yıldaki salgın sürecinde yaşanan asosyal vaziyetin gençlere çok fazla zarar verdiği çok net ortada ne yazık ki... 

Bu arada 1990'dan başlayarak 2020'ye dek süren 30 yıllık süreçte çok yoğun bir şekilde söyleşiler, imza günleri, atölyeler gerçekleştirmiş bir yazar-çizer olarak işimi ne kadar özlediğimi gördüm... Kısacası yeniden hayata döndüm... 

Aslında 2018-2019'da pek parlak yıllar değildi ama son iki yıl bizi bizden aldı götürdü ve hiç iyi geçmedi, diyeceğim şu ki benim için 2022 belki de 13 Nisan'da izmir'de başlamış oldu!!!! 

O zaman şöyle bitireyim dam üstünden sözümü; YAŞASIN 13 NİSAN, GENÇLERLE YENİDEN HAYAT BULUYOR DAMDAKİ İNSAN!!!!


İZMİR KÜLTÜRPARK'TAKİ CİHAN DEMİRCİ SÖYLEŞİSİ VE İMZA GÜNÜNDEN FOTOĞRAFLAR... 

























10 Nisan 2022

AYDOĞAN YAVAŞLI'NIN KALEMİNDEN: "MİZAH USTASI CİHAN DEMİRCİ"

Sevgili yazar-şair dostum Aydoğan Yavaşlı Edebiyat dergisi SOMBAHAR'ın sitesinde hakkımda bir yazı kaleme almış. Geçmişte de kitaplarım ve mizahçılığım hakkında çeşitli dergilerde yazılar yazmıştı. 

Özellikle son 3 yıldır, önce başbelası bir virüsün ve devamında kötü yönetim sayesinde oluşan bu yaşa dek görmediğimiz düzeydeki ekonomik bir çöküşün yarattığı ağır tahribat altında 44 yıldır yoğun emekler verdiğim yazar-çizerliği sürdürmekte çok zorlandığım, kendimi bir köşeye atılmış hissettiğim bir dönemde bu tür duyarlı satırlar benim gibi moralle yaşamaya çalışan yüreklere iyi geliyor, kendisine farkındalığı nedeniyle çok teşekkür ederim...

(DAMDAKİ MİZAHÇI-CİHAN DEMİRCİ)


AŞAĞIYA KOPYALADIĞIM YAZININ LİNK ADRESİNİ DE VERİYORUM:
https://www.sombahar.com/cihan-demirci-mizah-ustasi/




CİHAN DEMİRCİ - MİZAH USTASI


AYDOĞAN YAVAŞLI


Cihan Demirci, ömrünü mizah sanatına harcamış usta bir çizer olmanın yanı sıra dilimizi doğru kullanan, sokak diline yüz vermeyen ender sanatçılarımızdan biridir. Bu özelliğini öncelikle teslim etmem gerekiyor.

Fakat onun beni özellikle heyecanlandıran, ya da doğru bir deyişle duygulandıran başka bir özelliği daha var ki, çağımız insanının belki de en çok ihtiyaç duyduğu bir tutum, diyebilirim: Vefa! Evet, Cihan Demirci vefalı bir mizahçıdır. Mizah sanatına kendisinden önce emek vermiş ustalarına yürekten bağlıdır. O ustaları unutmak ya da unutturmak isteyenlere karşı onları ısrarla anarak, haklarında yazarak hatırlatmıştır bizlere. Sözgelimi, Suavi Sualp, bunlardan yalnızca biridir. Araya Parça Giren Yıllar adlı kitabında Yeşilçam’ın kadrine uğramış sinema sanatçılarının acı dolu hayatlarını araştırıp yazmıştır. Yazarlık hayatı boyunca Aziz Nesin’den tutalım Müjdat Gezen’e, Oğuz Aral’dan Gani Müjde’ye, Semih Poroy’a, Kamil Masaracı’ya; hemen bütün mizahçılarla hem söyleşi ve imza günlerine katılmış, hem dostluklarını kazanmıştır.

“Mizahçı muhaliftir!” Bu söz, Cihan Demirci’nin düsturudur. Bunu, birlikte katıldığımız sayısız söyleşi ve imza etkinliğinde söyledi ve arkasını çok mantıklı gerekçelerle temellendirdi. Yani tanığıyım. 1996 yılının yaz aylarında Ege’nin en kuzeyinden, yani Altınoluk’tan başlayıp Marmaris’te sonlandırdığımız Şiddete Karşı Barış ve Mizah adlı etkinliğimizde yüzlerce okurla sonraki yıllara bile kalıcı dostluklar kurduk. O etkinlikte Demirci’nin ve yakın dostu Ercan Günaydın’ın payı büyüktür.

Cihan Demirci’nin şair yanından da söz etmek gerek. Ben onun o iğneleyici şiirlerini ne zaman okusam, kendi kendilerini şair diye tanıtma gayreti içinde olan bazı çapsızları hatırlarım. Hayatı boyunca hiçbir zaman ortalıkta “Ben şairim!” diye kasım kasım kasılmayan Demirci’nin inceliklerle dolu şiirlerini okusunlar da utansınlar biraz, derim. Onun bu şair yanında bir edebiyat öğretmeni olan babasının payı var mıdır, bilmem.


CİHAN DEMİRCİ

Geyik Muhabbetleri, Çıkışlar Arka Kapıdan, Kutsal Kelime Avcısı, Kuşkuburnu, Espirin, Zombilirkişi, Deli Gömleği Ütü İstemez, Hınzır Can… kitaplarından bazıları. Cihan Demirci -eskilerin deyimiyle- “velut” , yani verimli bir mizah yazarı ve çizeri. Yazıp çizmenin, yazdıklarıyla ilgili olarak yaptığı etkinliklerin yanı sıra ülkemizin birçok yerinde karikatür sergisi de açmıştır.

Cihan Demirci gerçekten de bir “mizah ustası” mıdır? Evet, ustasıdır. Mizah sanatına verdiği emek, iki çiziktirerek kendini fenafillah azam sanan dangalakları yerle bir eder. Çünkü onda gündelik hayatta öylesine kullandığımız birçok kelime, farklı bir kata çıkar ve orada bir dil şölenine dönüşür. Toplumcudur. Siyasidir. Eleştireldir. Hayatı daha yaşanılır kılmanın iddiasını taşır. Sizce az şey midir bu?


21 Ocak 2022

CİHAN DEMİRCİ, 2022'DE YAZAR-ÇİZERLİK SERÜVENİNDEKİ 44. YILINDA!..

Nam'ı diğer;"Damdaki Mizahçı" olan Cihan Demirci 2022 yılının Ocak ayında yazar-çizerlik serüvenindeki 44. yıla adım attı... 

Cihan Demirci, hem virüs hem de ekonomik çöküş süreci nedeniyle son 2 yılı oldukça zorlu geçen ve geçmeye devam eden bir süreçte geride kalan 43 yılda sayısı 1250'yi aşan kültürel etkinlik; söyleşi-panel-imza günü-atölye çalışması-sergi vb. gerçekleştirdi... 

Bu süreçte pek çok gazetede-dergide-ekte yazar-çizer olarak çalıştı, şairliğini arka planda tutsa da düzenli şiir yazdı, radyo yayıncılığı, tv ve metin yazarlığı yaptı, ilk kitabını 1985'te çıkartıp, 1985'ten bu yana yüzbinlerce okura ulaşan 54 kitap yayınlayan Cihan Demirci'nin ilk karikatürleri 1978 yılının Ocak ayında yayınlanmış, bunu yazılarının, şiirlerinin ve başka çizgilerinin yayınlanması izlemişti. 

Cihan Demirci, 1978-1981 yılları arasında bir amatörlük dönemi yaşadıktan sonra 1981 yılının Haziran ayında döneminin popüler dergilerinden Ses dergisinin Atmaca mizah ekinde hem mizah yazarı, hem de karikatürcü olarak profesyonelliğe ilk adımını attı...


2020-2021 yıllarında tüm dünyayı teslim alan bir virüs ve onun varyant kardeşlerinin ardından ülkeyi kötü yönetim yüzünden teslim alan ağır ekonomik çöküş sayesinde (Buna ekonomik kriz demek dobra bir mizahçıya yakışmaz!!) gerçekten son 2 yıl için bu zorlu serüvendeki en kötü yıllar oldu diyebiliriz. Tüm bu zorluklara, engellere rağmen damları mesken tutup, hayatı dam üstünden en ince ayrıntılarına dek gözlemlemeyi inatla sürdüren Cihan Demirci 2020 yılının Mart ayı başında 4 tanesi eski, 2 tanesi yeni olmak üzere 6 kitabı birden aynı anda yayınlamıştı. 

2020 yılının Mart ayında hayatın durmasından sonra 2020 yılındaki tüm etkinlikleri iptal olan, dünyadaki milyonlarca insan gibi eve esir olan Cihan Demirci'nin 2021 yılı doğrusu daha da zorlu geçti!.. Bu süreçte zoom üzerinden, öğrencilerle sadece uzaktan bir kaç buluşma yaşayabilen Cihan Demirci dünyadaki pek çok yazar-çizer gibi eve esir oldu ve işini hakkıyla sürdüremedi ne yazık ki... 

2021 yılı Temmuz sonrasında bir kaç tane yüz yüze etkinliği  de güçlükle yapabilen "Damdaki Mizahçı"ya en çok koyan 2 yılı bulan bu süreçte özellikle okullara gidememek 25 yılı aşkın bir süredir okullardan ilk kez uzak kalmak ve çocuklarla yüz yüze buluşamamak oldu!.. Cihan Demirci'nin uzun yıllardır baskısı olmayan ve 30. yılında 30. basımını yapan, bugüne dek en çok okura ulaşmış olan "Geyik Muhabbetleri" kitabı da, 2021 yılında gene uzun yıllar sonra 3. basımını yapan tek romanı "Zombilirkişi" de ne yazık ki, dönemin zorlukları nedeniyle yeterince tanıtılamadı, bu ve diğer kitaplarına dair etkinlikler hakkıyla yapılamadı...  

2020-2021 böyle geçti de, ondan önceki iki yıl nasıl geçti acaba?... 

"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci'yi yakından takip edenler onun 40. yılı etkinlikleriyle dolu olan 2018'i ve 2019 sürecini de önce ifade vermelerle, sonra da yazıp-çizdiklerinden ötürü yargılanıp, beraat etme sürecini de anımsayacaklardır!.. Son 20 yıldır var olan ve mizahı hayatın dışına iten ağır bir dönem ne yazık ki bir eleştiri sanatı olan mizaha hiç yaramadı sevgili "Damdaki Mizahçı" takipçileri...

Sevgili mizah dostları, "Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci'nin 44. yılına giren an gelip güzellikleriyle, başarılarıyla, heyecanlarıyla, coşkulu anlarıyla, mutluluklarıyla, an gelip de zorluklarıyla, engelleriyle, yokluklarıyla, baskı ve sansürlemeleriyle var olan bu upuzun serüvende o,  mizahı sadece yazar-çizer olarak sürdürmeyip onun tarihine, teorisine, pratiğine de kafa yordu!.. Mizah tarihimiz üzerine araştırmalar yaptı, mizah tarihimiz ve mizahçılarımız üzerine yüzlerce yazı kaleme aldı... Mizah tarihçisi kıvamında bir uzmanlık alanı oluşturdu kendine... 

An gelip "Mizah Kültürü" adlı bir dersin hocalığa da soyundu, komediyi de, mizahı da derinliğine inceledi, söyleşilerinde özellikle mizahın sadece güldürmekle sınırlı bir alan olmadığını, insanların daha mizahın ne olduğunu bile bilmediğini, güçlü ve gerçek bir mizahın güldürmek kadar hüzünlendiren, neşe kadar hüzün de barındıran benzersiz bir güç olduğunun altını çizdi!.. 

90'lı yılların ortasında kendine bir manifesto çizerek "Hayat Mizahı Kaç Geçiyor?" başlığı altında mizahın bu akla ziyan ülkede hayatın conta sıyırtan abuk-subuk hallerine yenik düştüğünü, kafayı yemiş bir hayatın, manyamış gerçekleri karşısında hayal gücü olarak geride kaldığını bıkmadan, usanmadan söyledi, yazdı, çizdi... En kalıcı, en güçlü ve en etkili mizah eserlerinin, ürünlerinin içinde hüzün ve gam da barındırdığını dama çıkmayı göze almış bir kalem olarak seslendirdi durdu!.. 

Yaşadığı ülke bu kadar ilgisiz, halkı bu kadar kendinden geçmemiş ve var olan kara düzenin esiri olmamış olsa elbette bu verdiği emekler çok daha fazla işe yarayacaktı ama o pes etmedi!.. Onu karamsar gibi görenler aslında ondan daha teslimiyetçi ve yenilgiyi baştan kabul eden iyimserlerdi!.. 

Onun yazdıklarını, çizdiklerini, konuşmalarını karamsar bulanlar aslında gerçek mizahçıları bu ülkede çok az tanıyanlardı!.. Mizahla komedi hep birbirine karıştırılmıştır, lakin komedi de sadece güldürü ve gülmece değildir!.. Bu yüzden o gülmece yazarı-çizeri değil daha derinlerde hayat sondajı peşinde olan bir mizah yazarı ve çizeridir!.. Mizahçı saray soytarısı değildir, tokat gibi gerçekleri insanın yüzüne en ince ve en zeki şekilde vurur ama karşısındaki bu dayağı bedeninde değil aklında ve ruhunda hisseder!.. 

"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, 32 kısım tekmili birden, her anı acayip bir heyecan barındıran bu zorlu süreçte sonuçta 44. yılında... Onun yoğun emeklerini 44 yıldır görmezden gelenler, onun yoğun birikiminden asla faydalanmak istemeyenler, onu çağırmaktan uzak duranlar, onun konuşmasına, yazmasına, çizmesine elinde olanak olduğu halde zerre kadar katkı sağlamayanlar, rahat olun, Cihan Demirci bu çileli ve neşeli yolculuğu sizler için değil, insan olma serüveni için sürdürüyor zaten!.. Mal ortada olduğu için varolan kokuşmuş bir toplumdan da, bu halktan da, bu ülkeden herhangi bir şey beklemeden, o henüz bu abuk hayata teslim olmamış çocuklara, gençlere ve yaşlansa da, ruhu, aklı ve yüreği çürümeyip her zaman genç kalanlara sesleniyor!.. Mizahın ince zekasıyla insan olma yolundaki bu uzun serüvenine inatla ve asla teslim olmayacak, zeka yüklü bir karamsarlıkla devam ediyor!!!!! SON NEFESE DEK BÖYLE BİLİNE!...


Cihan Demirci- 21 Ocak 2022 KADIKÖY






14 Ağustos 2021

TARIK DURSUN K. USTA, 6. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE FOÇA'DA ANILDI!.



Daha önce de pek çok konuşmamda, yazımda belirtmiştim... Çizgi dünyasındaki ustam, hatta 2. babam Oğuz Aral ise, yazı dünyasındaki yol göstericim, 2. babam Tarık Dursun K. usta olmuştu. Tarık ağabey, ustası saydığı Orhan Kemal kadar büyük ve usta bir kalemdir, tıpkı onun gibi zorlu bir hayattan geldiği ve tırnaklarıyla kazıyarak sağlam bir kalem olduğu için, pek çok genç yazar ve çizer adayına yılarca ağabeylik, gönüllü editörlük ve danışmanlık yapmış ama ne yazık ki o da aile anlamında benim kadar şanssız olduğu için, özellikle de hayatta her şeyi olan karısı Nermin hanımın ölümü ardından ciddi anlamda sendelemiş ve en yakınlarından ciddi zararlar görmüştür. Son yıllarını geçirdiği Foça'da ona içten yakınlık gösterenler sadece dostları, arkadaşları olmuş, Parkinson'la boğuştuğu süreçte de onu yürekten seven bakıcısı Hamide arkadaşımız sayesinde ömrünü uzatmıştır.


Tarık ağabeyi son 5 yıldır anmayı başaramamıştık, onu anmak da hiç kolay değildir. Oysa ki Foça'da ölümünün 1. yılında gayet güzel bir etkinlikle anmıştık hatta daha da güzel olanı o henüz yaşarken 2012 yılının yazında Foça Kültür Merkezinde geçmiş yaşgünü kutlamasını onunla birlikte yapmayı başarmış ve ona dair söyleyeceklerimizi direkt onun yüzüne söylemiştik, yazarlar henüz yaşarken bu tür etkinlikler yapmak çok daha kıymetlidir elbet ve o sırada da Parkinsonla savaşan Tarık ağabeyimiz bu özel etkinlikte çocukça bir mutluluk yaşamıştı....



Ancak ilk yılın sonrasında ülke koşullarındaki bozulmanın da doruklara çıkmasının katkısıyla iki kez denememize rağmen olmadı, geçen yıl ki anma da virüs koşulları nedeniyle ertelenmişti. Bu yıl da oldukça tatsız günlerin içinde bize çok emeği geçmiş, alanında benzersiz gördüğüm bu mütevazı ve büyük ustayı anmaya kalkıştık. Ancak Ahmet Önel arkadaşımızın söyleşi öncesinde bir karantina sürecine girmesi sonrasında son anda kadro değişimi olunca, programın akışını değiştiren bir sürprizle karşılaştık.



Onu çok yakından tanımış ve onunla ilgili anılarını paylaşacak olan 3 yazarın öncesinde gerçekleşen ve aslında internetteki özgeçmiş sitelerinden herkesin kolayca ulaşacağı bir sunum süresini tam 3 kat aşınca, hem Beşkapılar Kalesini epeyce dolduran ve bu berbat yılda ilk kez bu anlamda bize moral verecek olan Tarık Dursun K. severler çok sıkıldılar, bazıları etkinliği terk etti ama çoğunluk büyük ustanın anısına orada kaldı. 2 saati geçmemesi gereken bir etkinliğin 1 saati aşkın kısmı bu şekilde gidince biz 3 konuşmacı; Hasan Öztoprak, Aydoğan Yavaşlı ve Cihan Demirci'ye 20 dakika civarı bir süre kaldı. Bu yüzden özellikle kendi adıma ciddi hazırlık yapıp, pek çok renkli anıyı paylaşacağım, benim için çok özel bir yeri ve değeri olan, üstelik zaten kaç yıldır yapamadığımuz böylesi bir anmaya elim, ayağım titreyerek başladım ve planladığım konuşmayı yapamadan, asıl söyleyeceklerime doğru dürüst bakmadan konuşmamı tamamladım.


Hak ettiği şekilde uğurlanamayan sevgili Tarık ağabeyimin talihsizliğine de bir kez daha inandım. Ondan kalan renkli anıların çoğunu kalan sürenin azlığı nedeniyle paylaşamadım. Hazırladığım sunuma bile bakamadım, oysa konuşurken o sunumdan da bilgiler iletecektim aslında... 

Neyse ki hakkıyla yapılamayan bu etkinliğin bitiminde yanımıza gelen sıcakkanlı, güzel insanların konuşmama dair paylaştıkları içten sözlerle biraz olsun rahatladım. 

Konuşmamda da söylediğim gibi hayat dolu, mizah duygusu yüksek, gerçek bir halk yazarı ve yayıncısı olan Tarık Dursun K. anma söyleşisinin ilk 1 saatini izlemeye kalksa kesin sıkılıp giderdi. Bizi sonuna kadar dinleme sabrı gösteren, bu etkinliğe katkı sağlayan herkese çok teşekkür ederken, Tarık ağabeyimden onu hakkıyla anamadığımız için kendi adıma özür diliyorum...


Son sözlerim de şudur: "Yaşanan hataların hep üstünü örten, yanlışlarını konuşamayan, özeleştiriden bile korkan toplumların layık oldukları yönetim biçimlerinden de şikayet etmeye hakları yoktur!.." (C.D.)


CAN AĞABEYİM TARIK DURSUN K'NIN GÜZELİM ANISINA BİR KEZ DAHA SEVGİ VE ÖZLEMLE...



Foça Beşkapılar Kalesinde 11 Ağustos gecesi düzenlenen 6. ölüm yıldönümünde Tarık Dursun K. ustamızı anma gecesinin Hürriyet Ege ve Posta Ege gazetelerindeki haber kupürleri...

(Foçanın haber kaynağı gazeteci Seyfi GÜL arkadaşımıza katkısı nedeniyle teşekkürler....)







(Fotoğraf: Burak Acar)