08 Mart 2026
MİZAH EDEBİYATIMIZDA BİR KİLOMETRE TAŞI OLAN "HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR" ANISINA "DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ'NİN YOUTUBE KANALINDAN SLAYT GÖSTERİLİ BİR VİDEO...
05 Mart 2026
"ÇİZGİNİN BEYEFENDİSİ" NECMİ RIZA AYÇA'YI 25. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALINDA BİR VİDEOYLA ANIYORUM...
NECMİ RIZA AYÇA İLE 20 YILA YAKIN BİR SÜRE, DOSTLUĞU OLAN "DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ, NECMİ RIZA AYÇA ANISINA ÇEKTİĞİ 15 DAKİKALIK VİDEODA ONU ANLATIYOR... ÇOK RENKLİ BİR KİŞİLİĞE SAHİP USTAMIZIN ANISINA YÜREKTEN SEVGİYLE...
(AMA NECMİ RIZA'DAN ÖYLESİNE ÇOK, KEYİFLİ, ÖZEL ANI VAR Kİ, BU VİDEOYA SIĞMADI. BUNUN MUTLAKA İKİNCİSİ DE OLUR!... )
NECMİ RIZA AYÇA ANISINA VİDEONUN "DAMDAKİ MİZAHÇI" LİNK ADRESİ: https://www.youtube.com/watch?v=E1zL9kYQ-UQ&t=82s
02 Mart 2026
CİHAN DEMİRCİ, "GERÇEK BİR CAN DOSTTU" DEDİĞİ EDİP AKBAYRAM AĞABEYİNİ "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALINDA ÖZEL BİR VİDEOYLA ANIYOR...
"DAMDAKİ MİZAHÇI" Cihan Demirci, EDİP AKBAYRAM ağabeyini, vedasının 1. yılı olan 2 Mart 2026 tarihinde "DAMDAKİ MİZAHÇI" Youtube kanalında, slayt gösterisinden oluşan özel bir videoyla anıyor...
VİDEONUN LİNK ADRESİ: EDİP AKBAYRAM VİDEOSUNUN LİNK ADRESİ: https://www.youtube.com/watch?v=oc8jEwJ9sf0
GERÇEK BİR CAN DOSTA, EDİP AKBAYRAM’A VEDASININ 1. YILINDA YÜREKTEN SEVGİYLE…
Ah be güzel abim, sen de erken gidenlerden oldun… Eskiden Moda’da yakınındaydım ama uzaklara düştüm… Uzaklardan da olsa umutla iyileşeceğini bekledim… Ama olmadı... 2 Mart 2025 Pazar akşamı bir koca yürek, bir müthiş ses ama hepsinden öte; bir güzel dost insan daha eksildi hayatlarımızdan: EDİP AKBAYRAM!..
Edip Akbayram’la 45 yıla yakın bir süre önce tanışıp, 30 yılı aşmış sağlam bir dostluk yaşadım… Samimi, içten, mütevazı, emekçi bir yürekti… Tanışıklığımız 80’li yıllara gitse de onunla 90’larda samimi oldum… Müzik dünyasından bezdiği, tüm gerçek emekçi sanatçılar gibi çalıştığı şirketten ciddi kazıklar yediği bir dönemde bu samimiyet dostluğa dönüşmüştü… 1997 yılında Kadıköy Moda’da ortak berberimiz Besim'de perçinlendi dostluğumuz… Ben o dönem ciddi sayıda söyleşi, panel-imza günü gibi çeşitli etkinliklerin şehir-şehir, ilçe-ilçe acayip koşturuyordum…
Günün birinde Berber Besim’de gene yan yana berber koltuğundaydık… Edip abi bana dönerek; “Cihan sana şaşırıyorum, sen de emeğe dayalı bir iş yapıyorsun, ama gördüğüm kadar heyecan içinde nefes nefese sürekli koşturuyorsun, oysa ki yazar-çizerliğin her anlamda ne denli zor ve az karşılığı olduğunu bilen biriyim… Bunun sırrı ne?” gibi cümleler sarf edince ben de dayanamayıp; “Edip abi, dediğin doğru, çok büyük kitlelere seslenmiyoruz ama mizah duygusuna sahip insanlarla karşılaşmak, bir araya gelmek acayip bir şey, insana enerji veriyor, keşke seninle de ortak etkinlikler-söyleşiler yapabilsek” demiştim…
Edip abi, “Neden olmasın ama ben konuşmayı çok fazla sevmem, olmazsa şarkı söylerim” demişti.. O gün beni bir heyecan daha aldı… Hemen kolları sıvadım… Önce çalıştığım yayınevinin satış ve tanıtım müdürüne açtım konuyu… Edip Akbayram-Cihan Demirci ikilisi “Müzik Mizah Birarada” başlıklı ilk etkinliğimizi Kozyatağındaki büyük bir markette yapmış, ciddi bir ilgi oluşmuş, hem ayak üstü sohbet hem de imza gerçekleştirmiştik… Edip ağabeyle, o dönemde ikimize de çok iyi gelen, çok keyifli imza günleri, etkinlikler, söyleşiler, birlikte yolculuklar yaptık, dediğim gibi önce İstanbul'da Kozyatağındaki büyük Carrefour mağazasında beraber müthiş bir imza günü yaşadık, ardından onun arabasıyla çok keyifli bir yolculuk yapıp Ankara'ya gittik, orada Ada Müzik'te gene çok keyifli ortak bir imza ve sohbet günü gerçekleştirdik.
Veee daha sonra benim o dönemler ikinci evim haline getirdiğim güzelim İzmir'de Edip Akbayram’la unutulmaz iki ayrı etkinlik gerçekleştirdik. Önce Buca'da Buca Eğitim Fakültesinin tıka basa tamamen dolu salonunda, sanırım 500 kişi filan alıyordu, salondakiler kadar da insanın dışarıda kaldığı bir günde "Nitelikli Müzik, İncelikli Mizah" başlıklı ortak söyleşimiz de çok keyifli geçmişti ama aynı zamanda bir hayat dersine dönüşmüştü…Kısaca anlatayım… Tarih: 24 Ekim 1997… Buca Eğitim Fakültesi, Konferans Salonunda söyleşimizi yaptık, Edip ağabey az konuştu ama ayağa kalkıp çıplak sesle, müzik aleti olmadan birkaç şarkı söyledi… Söyleşinin sonlarına doğru soru almak istedik… Salondan pek çok parmak kalktı… Ama biz Edip ağabeyle Türbanlı bir kız öğrencinin parmağını görünce ona söz vermek istedik… Lakin o dönem kutuplaşma çok artmış, bugünlere gebe bir süreç yaşanıyordu…Salondaki öğrenciler, öğretim üyeleri, hocalar, oturdukları kolçaklı sandalyelere vurmaya başladılar, yani o kıza söz vermemizi istemediler… Edip ağabeye dönüp baktığımda o da benimle aynı görüşte, ilk parmak kaldıran olduğu için sözü ona vermek istedik ama salonda ciddi bir uğultu ve tepki oluşunca biz de tepki gösterdik ve mikrofonun kordonu da yetmeyince, zaten sesi titreyen kızcağızı sahneye çağırdık ve mikrofonu ona uzattık…Zaten militanca bir şeyler söyleyecek olsa, gereken yanıtı ince bir şekilde verebilecek insanlardık ama insanları susturmak en kötüsüdür… Yanakları al al olmuş bu İzmirli kızcağız salonu şok eden şeyler söyledi, aşağı-yukarı şöyle dedi: “Ben Edip Akbayram’ın şarkılarını çok severim, buraya o yüzden geldim, mizahçı arkadaşımızı bilmezdim ama o da güzel konuştu ama dediğim gibi Edip Akbayram benim için çok önemli, çünkü mahallemizde bir çocuğa aşık olmuştum, ona açılamıyordum, günün birinde Edip Akbayram’ın şarkılarını dinleye dinleye sonunda ona açıldım.” Edip ağabey bana baktı, ben ona, gözlerimiz doldu, ayağa kalkıp ona sarıldık… O gün Edip ağabeyi daha çok sevdim… Gerçek demokrat, gerçek sol yürekli aydın insanların konuşmasını engellemezdi çünkü, bırakın konuşsunlar, ters bir şey söylerlerse de yanıtını zekice verirsiniz…
Bu unutulmaz söyleşinin ardından bahçede bir imza günü yapmış ve üniversiteli gençlerle sohbet etmiştik. Sonrasında hemen ertesi gün, gene İzmir'de, o dönem Kemeraltında fırtına gibi esen Ercan Kitabevi'nde, Ercan Günaydın kardeşimin organizasyonunda harika bir imza gününde onlarca İzmirli dostla, okurla, dinleyiciyle muhabbet etmiş, ardından da soluğu keyifli bir yemekte almıştık. Gene İzmir'de Çöyder'in imza günü etkinliğine katıldık. Edip ağabeyle festivallere, şenliklere de gittik. Bunlardan en unutulmaz anılarla dolu olanı İzmir Torbalı'daki "Yazıbaşı Şenliği" idi, Edip ağabey orada da harika bir konser vermişti, artık belediye vasfı olmayan Yazıbaşında çok renkli anlar yaşamıştık... Gün geldi İzmir’de Pan Kitabevinin açılış gününde kurdelayı Edip Akbayram ağabeyle birlikte kestik…
2020'de başlayan virüs dönemi, Kadıköy'de yaşayamaz hale geldiğim dairedeki zorlu günler, ardından Kadıköy'ü ve İstanbul'u zorunlu ve temelli terk ediş sonrası uzaklara düştüm epeydir, Edip ağabeyi de göremez olmuştum son 5-6 yıldır... Ama biliyordum ki Edip abim Moda'dadır...
Günümüzün havalı-afralı-tafralı şarkıcılarının çok havalı menajerleri vardır, oysa Edip ağabeyin menajeri sevgili eşi Ayten ablaydı!.. Evet Ayten abla onun menajeri ve her şeyiydi, benim yakın dostluk kurduğum dönemde artık konserleri ve her türlü etkinlikleri için aradığınızda konuştuğunuz kişi o'ydu... Bu da onun bir başka mütevazi farkını gösterir...
27 Şubat 2026
ÇAĞDAŞ KARİKATÜRÜMÜZÜN KURUCU İSİMLERİNDEN: CEMAL NADİR GÜLER'İ 79.ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALINDAKİ VİDEOYLA ANIYORUZ...

"DAMDAKİ MİZAHÇI"DA, 27 ŞUBAT CUMA GÜNÜ, SAAT:11'DE YAYINA GİRECEK "CEMAL NADİR ANMA VİDEOSU"NUN LİNK ADRESİ: https://www.youtube.com/watch?v=nKZiPs0N2m0
Cemal Nadir de, Nazım Hikmet gibi 1902 doğumludur.. 45 yıllık kısacık ömrü iki Dünya Savaşı, bir Kurtuluş savaşı, bir Cumhuriyet kuruluş dönemi denk düşer ki, bu herkese kısmet olmaz... Bundan 24 yıl önce, 2002 yılını Karikatürcüler Derneği olarak "CEMAL NADİR 100 YAŞINDA" yılı ilan etmiş, yıl boyunca pek çok etkinlik gerçekleştirmiştik. O dönemde Karikatürcüler Derneğinin genel sekreteri olarak tüm bu etkinliklerin yanı sıra; Cemal Nadir Güler'in doğumunun 100. yılı anısına "CEMAL NADİR 100 YAŞINDA" adlı oldukça kapsamlı bir kitap hazırlamıştım.
Cemal Nadir Güler, her şeyden önce "ÖNCÜ" bir sanatçıdır. Yokluk ve sıkıntı içinde geçen yaşamına rağmen, 45 yıl süren kısacık hayatında Karikatür sanatı anlamında pek çok ilklere öncülük etmiştir... İlk yerli bant karikatür tiplemesi olan "AMCABEY'in ötesinde pek çok başka tipleme de yaratmıştır. Sadece 19 yıl süren profesyonel çizerlik yaşamında, kendisinden önce tipik bir salon sanatı halinde seyreden, halka uzak duran karikatürü salondan çıkartıp halkın ayağına getirmiş, bu ülkede geniş kitlelere karikatürü sevdiren ilk çizer olmuştur!.. Sadece gazete, dergi çizerliğiyle değil açtığı sergilerle ve verdiği konferanslarla karikatürü halkla buluşturmuştur... Cemal Nadir'in başlattığı karikatürü halkla buluşturma ve genç çizerlerle ilgilenen ilk usta olma özelliğini yıllar sonra onun ardından gelecek olan ustamız Oğuz Aral, ondan aldığı ışıkla devam ettirmiştir bu topraklarda...
Kısacık ömürlü bu büyük usta; CEMAL NADİR GÜLER KARİKATÜRLERİYLE HALA YAŞIYOR!.. Ustayı 79. ölüm yıldönümünde dam üstünden bir kez daha sevgiyle anıyorum. onun ışığı hala bizimle!..
DAMDAKİ MİZAHÇI: Cihan Demirci (27 Şubat 2026)
15 Şubat 2026
"14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ"NDE İZMİR'DE KANGURU KÜLTÜR MERKEZİNDE CİHAN DEMİRCİ'DEN; "MİZAH ÖYKÜCÜLÜĞÜ ÜZERİNE" SÖYLEŞİSİ...
"14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ"NDE İZMİR'DE KANGURU KÜLTÜR MERKEZİ'NDE GERÇEKLEŞEN SUNUMLAR, SÖYLEŞİLER, PANELLER, ÖYKÜ OKUMALAR ARASINDA YAZAR-ÇİZERLİK SERÜVENİNDE 48 YILI GERİDE BIRAKAN CİHAN DEMİRCİ, "MİZAH ÖYKÜCÜLÜĞÜ" SÖYLEŞİSİ GERÇEKLEŞTİRDİ...
Dün, aylar sonra, onca yağmurun üzerine insanın içini ısıtan bahar gibi bir havada gittiğim İzmir'de Alsancak'ta sevgili Aydın Şimşek dostumuzun Kanguru Kültür Merkezinde gerçekleşen "14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ" etkinlikleri 12.30'da başlayıp akşam saatlerine dek sürdü...
Ben de bu etkinlikler içinde "Mizah Öykücülüğü Üzerine" bir konuşma gerçekleştirdim. Aslında yanımda uzun yıllar içerisinde edebiyat-sanat dergilerinde, özellikle İmge-Öyküler de "Mizah Öyküsü" ve "Mizah Öykücülerimiz" üzerine yayınlanmış pek çok yazım bulunsa da, bu yazılara el sürmeden kendimi doğaçlama gerçekleşen bir söyleşinin içinde bulundum. Zira ülkenin yaşadığı berbat atmosferde, son yıllarda bu tür etkinliklere öylesine hasret halde kalmışım ki, karşınızda bilinçli ve dinleyen bir kitle de olunca zaman yetmedi...
İzmir'deki belediyelerin başta Konak olmak üzere, ne yazık ki bu anlamda son yıllarda ortalıkta olmaması, kültür-sanat anlamındaki yetersiz durum gerçekten üzücü!.. Bu anlamlı etkinlikte Onur Konuğu da Semiramis Yağcıoğlu idi ve o da bir konuşma gerçekleştirdi. Onun hakkında da sevgili Hülya Soyşekerci güzel ve dolu bir sunum yaptı.
İzmir'in kültür-sanat hayatına uzun yıllardır yoğun emekler veren sevgili Aydın Şimşek dosta da bu vesileyle teşekkür etmek isterim, zira günümüzde artık var olmadığı için bir yandan derin bir hüzün de duyduğum mizah öykücülüğümüz ve mizah yazarlığımızın perişan durumunu bu vesileyle biraz olsun aktarma fırsatı verdiği için... Yaşasın Öykü, Yaşasın can dostum MİZAH!.. (Cihan Demirci)
10 Şubat 2026
İZMİR KANGURU KÜLTÜR MERKEZİNDEKİ "14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ" ETKİNLİĞİNDE CİHAN DEMİRCİ'NİN "MİZAH ÖYKÜCÜLÜĞÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİSİ...
"DAMDAKİ MİZAHÇI" Cihan Demirci, 2026 yılındaki ilk etkinliğini 14 Şubat 2026 Cumartesi günü, İzmir Alsancak'taki Kanguru Kültür Merkezinde düzenlenen "14 Şubat Dünya Öykü Günü"nde saat: 15.15'te "MİZAH ÖYKÜCÜLÜĞÜ ÜZERİNE" başlıklı söyleşisiyle gerçekleştirecek...
Aydın Şimşek yönetimindeki Kanguru Kültür Merkezi'nin İzmir'de 17 yıldır sürdürdüğü, herkese açık "14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ" etkinliği 14 Şubat 2026 Cumartesi günü Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesindeki Kanguru Kültür Merkez'inde 12.30 ile 18.00 arasındaki söyleşiler, paneller, öykü okuma saati etkinlikleriyle gerçekleşecek.,,İZMİR KANGURU KÜLTÜR SANAT MERKEZİ
14 ŞUBAT 2026 DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ PROGRAMI:
(Sunumlar. Fatma Esra Horasan)
12.30: AÇILIŞ KONUŞMASI: Aydın Şimşek
12.35: DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ BİLDİRİSİNİN OKUNMASI
12.40: ONUR KONUĞU Semiramis Yağcıoğlu’na ödülünün verilmesi.
Semiramis Yağcıoğlu’nun Konuşması
13.00: SEMİRAMİS YAĞCIOĞLU’NUN YAZARLIĞINA BAKIŞ
KONUŞMACILAR: Hülya Soyşekerci, Ş.Didem Keremoğlu
13.40: ÖYKÜ SAATİ
Sanem Ezgi Kınal, Mehtap Ceylan
Meral Beylem, Çağla Kurtuluş
14.00: 1.PANEL
KONU: ÖYKÜ YAŞAMIN İÇİNDE Mİ?
KONUŞMACILAR:
Onur Akyıl, Altay Ömer Erdoğan
14.40 ARA
14.50: ÖYKÜ SAATİ
Gonca Keskin, Müjgan Çınar, Zeynep Çorapçı, Neslihan Çetin,
Gülçin Gürüz
15.15: 2.PANEL
KONU: MİZAH ÖYKÜCÜLÜĞÜ ÜZERİNE
KONUŞMACI: Cihan Demirci
15.45: ÖYKÜ SAATİ
Fatma Esra Horasan, Ela Dereköylü, Melahat Yalçınkaya Uysal, Suat Örs,
16.05: 3.PANEL
KONU: ÖYKÜDE KADIN İZLERİ
KONUŞMACILAR:
Bilsen Başaran, Özgür Sürek
16.45 ARA
16.55: ÖYKÜ SAATİ
A.Şebnem Birkan, Ceyda Yılmaz Berber, Ertuğrul Özarslan,
Berna Doğanoğlu, Muzaffer Kale
17.20: 4.PANEL
KONU: KISA ÖYKÜ VE DENEYSELLİK
KONUŞMACILAR:
Emel Kayın, Aydın Şimşek
17.50: ÖYKÜ SAATİ
Erhan Dinçer, Emine Koç
18.00: Kapanış Konuşması
28 Ocak 2026
HİCVİN BÜYÜK USTASI NEYZEN TEVFİK'İ 73. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE "DAMDAKİ MİZAHÇI"DA SEVGİYLE ANIYORUM...
Sevgili "Damdaki Mizahçı" takipçileri; "Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci hiciv şiirimizin büyük ustası Neyzen Tevfik'i, çeşitli görsellerle, 73. ölüm yıldönümünde "DAMDAKİ MİZAHÇI" Youtube kanalına eklediği videoyla sevgiyle anıyor...
Günümüzde ne yazık ki yok edilmiş bir alan gibidir; hiciv yani taşlama şiiri!.. Gün gelir, biz görür ya da göremeyiz ama bu ölü toprağı atılır yeniden ve mizahın bence en baba alanı, er meydanı olan hiciv şiiri de canlanır bir gün elbet!..
"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, 48 yılı geride bıraktığı yazar-çizerlik ve şairlik serüveninde lise çağlarında taşlama-hiciv şiiriyle başladığı şiir serüveninde hicvi kullanmaya dam üstünden inatla devam ediyor!..
Bu arada 2018 yılında 40. yılımın anısına yayınladığım "ŞİİRZOFREN" adlı şiir kitabımının adını taşıyan "ŞİİRZOFREN YOUTUBE KANALI"nı da geçtiğimiz gün yayına soktum, zira ürettiğim, dilimize soktuğum pek çok özgün sözcüğün başına gelen "ŞİİRZOFREN" sözcüğümün de başına gelmiş!.. Birileri bu isimde Yotube sayfası bile açmışlar, üretenin eğil de araklayanın-çalanın sahip olduğu, telif ve sanatçı hakları işlemeyen, hak-hukuktan uzaklaşmış bu ülkede yıllarca bu "araklama"larla çok uğraştım, artık yorgunum ama insan malzemesi çürütülmüş bu ülke başkalarının ürettiklerini çalan insan kaynıyor, biz son nefese dek ürettiklerimize sahip çıkma mücadelesini sürdürürüz, pes etmek yok!!!!!
Daha insanca, daha özgür, daha güzel günlere olan özlemle; 73. ölüm yıldönümünde hiciv şiirimizin büyük ustası, filozofu NEYZEN TEVFİK'i sevgiyle anıyoruz...
NEYZEN TEVFİK ANISINA VİDEONUN "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALI LİNK ADRESİ: https://www.youtube.com/shorts/4HbNPM8YR-Q
02 Ocak 2026
İKİ DUAYEN ÇİZGİ USTASIYLA TELEFONDA YILBAŞI SOHBETİ...
Tarihiyle, teorisiyle, pratiğiyle, ömrümü adadığım mizah dünyamızın çok sevdiğim iki büyük duayen ustası; İbrahim Ersaraç ve Niyazi Yoltaş... Onlarla sohbet etmenin keyfi bir başkadır... Mizahın, karikatürün böylesine hayatımızın dışına itildiği tadı kaçık bir dönemin içinde bana hep moral verirler... Onlarla ara ara telefonda sohbet ederim... Bu yılbaşı günü gripal bir halde evde koltuğa uzanmış haldeyken onları aradım...
Önce yaşamını İzmir'de sürdüren çizgi ustası sevgili Niyazi Yoltaş ağabeyle keyifli bir sohbet yaptım. Onunla 2023 yılının 11 Aralık günü İzmir'de 7. Mizah Festivalinde aynı söyleşide birlikte olmuştuk. Niyazi ağabey 1932 doğumlu ve 2026'da 94 yaşında... O da benim gibi tek yaşayanlardan, bana bu anlamda da güç veren bir ağabeydir, İzmirli'dir ve yıllarca İstanbul'da çizerlik yaptıktan sonra şehrine geri dönmüştür... Muhabbet kuşunun sesi girdi sohbetimizin arasına, yeni yılla birlikte yeni yaşını da kutladım Niyazi abinin...
01 Ocak 2026
YAZAR-ÇİZERLİK SERÜVENİNDE 48. YILA MERHABA!!!
Tarih: 31 Aralık 1977 idi... Bir yılbaşı günü ilk kez bir mizah dergisine, Çarşaf mizah dergisine karikatürlerimle, yazılarımla gittiğimde, henüz 15 yaşındaydım... Lise 1'e gidiyordum... Ancak ilk çizgiler ve yazılar 1978 yılının Ocak ayı başında yayınlanmaya başladığı için yazar-çizerlik serüvenimi 1 Ocak 1978'den başlatırım...
YANİ ARKADAŞLAR DEMEM O Kİ, SON YILLARI ÜLKEDEKİ AĞIR ORTAM NEDENİYLE EPEYCE ZORLU GEÇSE DE, YAZAR-ÇİZERLİK SERÜVENİNDE 48. YILINA MERHABA YAZAR-ÇİZER CİHAN DEMİRCİ!..
27 Aralık 2025
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, YENİ BİR YILA DEĞMEZ!!!
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, YENİ BİR YILA DEĞMEZ!!!
9 YIL ÖNCE BUGÜN ÇİZİLMİŞ (27 ARALIK 2016) BİR CİHAN DEMİRCİ KARİKATÜRÜ...
BU KARİKATÜRDE OYNAYAN İKİ EMEKLİ İHTİYAR ŞİMDİLERDE "TÜRKİYE YOZYILI" OLARAK YAŞANAN BU BERBAT ÖTESİ DÖNEMDE YENİ BİR YIL GÖREMEDEN SİZLERE ÖMÜR OLDULAR AMA KARİKATÜRLERİ KALDI GERİYE YADİGAR!!!!
13 Aralık 2025
"İNSANSIZ HAYAT SAHASI" YÜZYILININ İLK ÇEYREĞİ BİTERKEN YAPAY ZEKA'NIN İNSANOĞLU'NA TAKTIĞI ÇEYREĞİN HİKAYESİ!..
İnsan emeğinin ve insana özgü özel yeteneklerin derin donduruculara konulacağı bu yeni dönemde pek çok mesleğin yok olacağını, insanın kendi ürettiği robotların esiri haline geleceğini global çukura düşmemiş uzmanlar ve bilim insanları yıllardır yazıp duruyorlar. Yazmalarının, söylemelerinin ötesinde zaten yaşanan hayatların giderek "İNSANSIZ HAYAT SAHASI"na dönüştüğünü hepimiz hayatın içinde görüyoruz, yaşıyoruz!.. Örneğin bir cep telefon şirketi size kazık attığınızda ona telefonla ulaştığınızda artık karşınızda muhatap olarak bir insan bulamıyorsunuz. O kayıttan, bu kayıta sizi dolaştırıp, sonra boşluğa fırlatıp atan bir düzen bu!!!!! Derdinizi anlatacağınız bir insanın kalmadığı bir dünyada, gücü elinde bulunduran dev emperyalizmin ve onun şirketlerinin gözünde sizin artık zerre kadar bir değeriniz yok!..
Bitirilecek alanların, mesleklerin içinde benim de 48 yıldır emek verdiğim yazar-çizerlik de var elbet. 20. yüzyılda zaten epeyce darbe almış, yeteneğin gözardı edildiği bir sürece girmiş olan sanatın bütün alanları bu anlamda insan yeteneğinin anlamsızlığını çok sert şekilde vuracak yüzümüze!..
Yapay zeka elbette bilimde, sağlıkta, teknolojide, her alanda insanın işini kolaylaştıracak, zamandan müthiş tasarruf sağlayacak, işleri hızlandıracak ama bunun bedeli çok ağır olacak!.. İnsanın yarattığı ve sürekli geliştirdiği bir robotun esiri olması sonrası insanlar, onun yarattığı yapay zekanın kavgaya gireceği süreçlere de şahit olacağız, özellikle bizim gibi uygarlık yolculuğundan uzaklaşmış, Ortaçağ karanlığı yaşayan halklara ve yönetimlere sahip ülkeler bu dönemin en ağır kaybedenleri ve yok edilenleri olacak!.. "İnsansız hava aracı" üretmekle övünenler "İnsanız hayat sahası"nın derin çukuruna gömecekler havasını almış insanlığı!!!!!
"Yapay Zeka" bu yüzden çok dikkatle izlenmesi, incelenmesi gereken çok tehlikeli bir oyuncak!.. Onunla oynamasını bilmeyen toplumların esiri olacağı 21. yüzyıl ilk çeyreğini bitirirken, çeyrek aklı bile kalmayan, şaşkın ve bitik haldeki toplumlar Yapay Zekanın efendi haline geleceği bu yapay süreçte adım adım tarihe karışacaklar, zaten bir amaçta budur, bu anlamda zaten tüm dünyanın zehirli atık çöplerini alıp topraklarına gömen şu içinde bulunduğumuz coğrafyada en büyük kobay alanlarından biridir!..
Bu anlamda elindeki yeteneğinin anlamı kalmayacak ve boşa düşecek insanoğlu bu ikinci çeyrekte artık "ölümsüzlüğün" değil, "ölümlü" olmanın ve bir an önce göçüp gitmenin mutluluğuna sarılacak, zira görünen o ki, insanı devre dışı bırakıp, yeni bir dünya diktası yaratacak bu çark döndükçe uzun yaşayan değil sadece "giden" kurtulacak!!!!!
Cihan Demirci (13 Aralık 2025-Foça)
24 Kasım 2025
CİHAN DEMİRCİ, FOÇA'DA SURDİBİ DOSTHANE'DE SİYASİ MİZAHIN VE HİCVİN 620 YILI ALAN ENGELLİ KOŞUSU'NU ANLATTI!..
"DAMDAKİ MİZAHÇI" ve "MİZAHHABER" yayıncısı, mizah yazarı-karikatürcü ve Mizah tarihi araştırmacısı Cihan Demirci, Foça'da Surdibi Dosthane'de gerçekleştirdiği mizah söyleşilerinin 5.sinde, mekanı dolduran izleyicilere; "Siyasi Mizahın ve Hicvin 620 yılı aşan Engelli Koşusu"nu anlattı. Önce kısaca mizahın köklerine ve doğuş dönemine değinen Cihan Demirci, bu uzun engelli koşuyu 1404'lerden 2025'lere kadar 1.5 saati aşan bir sürede görsel bir söyleşiyle özetledi.
Siyasi Mizahın ve Hicvin 620 yılı aşan bu zorlu ve engelli koşusu Osmanlı'da 15. yüzyılda; 1404 yılında Hiciv şairi Kul Nesimi'nin Suriye Halep'te Kölemen yönetimince derisi yüzülerek öldürülmesiyle başlar... Osmanlı'da Hiciv şairleri şiirleri yüzünden çok ağır bedeller ödemiştir!. 15. 16, 17 ve 18. yüzyıllarda da pek çok şair; derisi yüzülerek, asılarak, boğdurularak, zehirletilerek öldürülmüştür... 19. yüzyılda ise daha çok sürgün edilme dönemi başlar...
Şair Eşref'ten Neyzen Tevfik'e değin zorlu hayatlar yaşamış Hiciv şairlerinin ötesinde, Osmanlı'da 23 Aralık 1869'da yayınlanan ilk mizah yayını olan "Diyojen" mizah dergisiyle başlayan süreçte de, mizah dergilerinin, mizah gazetelerinin, mizahçıların, karikatürcülerin, mizah yazarlarının başına gelenleri görsellerle anlatan Cihan Demirci, Cumhuriyet döneminde de Aziz Nesin- Rıfat Ilgaz başta olmak üzere mizahçıların-karikatürcülerin yaşadığı ağır baskıları, davaları, hapse atılmaları, mahkeme kapılarında gezmeyi özetleyerek bu tarihi söyleşiyi son olarak Leman dergisinin son sayısı olarak tarihe geçen 26 Haziran 2025 tarihli sayısındaki bir karikatür nedeniyle yaşananlarla noktaladı. Kasım ayının sıcak bir öğleden sonrasında Surdibi Dostahane'nin bahçesini dolduran izleyiciler söyleşi bitiminde de anlatılanlar üzerine ayak üstü bir sohbetle ilgilerini gösterdiler...
17 Kasım 2025
"DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ'NİN "SİYASİ MİZAHIN VE HİCVİN 620 YILI AŞAN ENGELLİ KOŞUSU" BAŞLIKLI SÖYLEŞİSİ 21 KASIM'DA, SAAT:15'TE FOÇA'DA SURDİBİ DOSTHANE'DE...
"DAMDAKİ MİZAHÇI" Cihan Demirci, Temmuz aynda açılan Foça'daki Surdibi Dosthane'de daha önce Temmuz, Ağustos, Ekim aylarında görsel sunumlu 4 ayrı söyleşi gerçekleştirmişti. İlki Aziz Nesin, ikincisi Tarık Dursun K., üçüncüsü Muzaffer İzgü anması olarak gerçekleşen görsel söyleşilerin sonuncusu Ekim ayında "Efsane Mizah Dergisi ve Oğuz Aral" adını taşıyordu.
Cihan Demirci'nin Surdibi Dosthane'de 5. söyleşisinin başlığı: "SİYASİ MİZAHIN VE HİCVİN 620 YILI AŞAN ENGELLİ KOŞUSU" adını taşıyor...1404'lerden 2025'e dek 620 yılı aşan çok uzun tarihi bir süreçte önce hiciv şairlerinin, sonra da mizahçıların, mizah yazarlarının, karikatürcülerin yaşadığı zorlu süreçlerle devam eden bu acayip serüven görsel ve belgesel bir söyleşiyle karşınızda...







%20-%20Kopya%20-%20Kopya.jpg)










.jpg)
.jpg)




.jpg)














