20 Temmuz 2007

damdaki mizahçı soruyor:
SEÇİM ANKETLERİNE İNAT
SANDIĞA GÖMMEYECEK MİSİN
ŞU AKP'Yİ?..

Rezillik ötesi günlerden geçiyoruz boğucu bir Temmuz sıcağı içersinde... 84 yaşına gelmiş, ayakta durmakta zorlanan zavallı bir ihtiyardan farkı olmayan koca bir ülke için kum saati aktı da aktı... O kumların son taneleri düşüyor şimdi... O kumlar ki, kum saatinin altında özenle birikti, biriktirildi uzun yıllardır... O kumlar ki, üzerlerinde develerin gezmesi yakın kumlar... Hem küresel ısınma ve İslamsal yamulma anlamında... Damdaki Mizahçı olarak, 45 yıla yaklaşan ömrümde bu kadar soluk alamadığım, bu kadar baskı yaşadığım, bu kadar aşağılık bir dönem daha anımsamıyorum... 5 yılı bulan AKP iktidarı kendi çocuklarını 4.5 milyon dolarlık "GEMİCİK" sahibi yaparken, karşı görüştekileri işlerinden bile etti. Ülkeyi "bizden olanlar ve bizden olmayanlar" diye 2 kampa böldü. AB'ye gireceğiz ayakları altında, asla uygulanmayan naylondan yasalar çıkartıp bu ülkeyi Batıdan daha da uzaklaştırıp sonuçta; sıradan, kişiliksiz, teslimiyetçi bir Ortadoğu ülkesi haline getirdi. Bu ülkede zaten epeyce yara almış olan adalet duygusunu tamamen yitirmemize neden oldu. Devletin en üst noktadaki adalet kurumlarıyla çatışa çatışa, onlarla sürekli ters düşe düşe onlara olan inancı da zayıflattı. Sürekli ama sürekli yalan söyledi, hem de bu yalanları, dini siyasete alet ederek söyledi... Hayatımın en berbat günlerini bu iktidar sayesinde yaşadım, yaşıyorum... İşlerimin çoğu bu iktidar düzeninin yarattığı ortam sayesinde bitirildi. İnternetten hiçbir karşılığı olmayan şu çığlığımızı da yakında kesebilirler. Bunlardan herşey beklenir. 22 Temmuz bu ülke için SON VİRAJDIR... Zaten pek çok şeyini yitirmiş, ayakta zor duran bu ülke, yeni bir AKP iktidarıyla hepten bitecektir, en azından bizler biteceğiz bu çok açık... Bu seçimin belki de o yüzden pek şakası, mizahı bile yapılamadı. Çünkü vaziyet o kadar vahim ki, mizah ancak kara mizah olarak karşımızda...

Borsasının yüzde 71'i yabancının eline geçmiş, halkın zerresini ilgilendirmeyen, hatta yükseldikçe bu halkı daha da fakirleştiren aşağılık bir borsa düzeni... Her gün ortaya çıkan yeni bir AKP yolsuzluğu, rezilliği, hırsızlığı... İğrenç ötesi, ruhunu satmış bir medya... Birbirinden aşağılık seçim anketleri, her şeyiyle AKP'ye destek olan bir medyada günlerdir çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Daha seçimler yapılmadan medyamız AKP'yi iktidara getirdi zaten... O yüzden gereksiz bir seçim olacak bu seçim...Sıradan bir Ortadoğu ülkesi olmaya hazırsanız, az kaldı!.. N'oluyoruz yahu, biz başka bir ülkede mi yaşıyoruz?.. Herşey harika ama biz mi damdan göremiyoruz?.. Geçmişte 2 kez sandık görevlisi olduğum için, bu anket sonuçları, bizleri birşeylere hazırlıyorlar mı dedirtiyor bana, çünkü "partisiz" biri olarak görev yaptığım seçim sandıklarında herşeyin ne kadar da SAKAT olduğunu, her türlü suistimalin rahatlıkla yapılabildiğini GÖRDÜM ben... Sesimi yükselttiğim oranda, oylar çöpe gitmedi o sandıklarda... Sandıklarda her türlü üçkağıt mümkün bu ülkede... Bunu da en iyi başaran şu anda iktidar olan AKP zihniyetidir... Para dağıtarak, kömür vererek, yiyecek vererek oy satın alan bir zihniyet bu... Zaten oy güvenliği olmayan, sahtekarlığın dizboyu olduğu bir sandık vaziyeti varken, ortalarda gezen bu yüzde 48 lafları insan olanın midesini bulandırıyor, canını sıkıyor...

"ANKETİNİ AL DA GİT!"

Bu seçim anketleriyle ve bugüne dek Özal-Çiller-Mesut Yılmaz dönemlerinde bile görülmemiş oranda büyük bir MEDYA DESTEĞİYLE, bunun da üstüne bu ülkeyi zerre kadar tanımayan dış destekle AKP, kırmızı halıların üzerinde bir seçime gidiyor... Eğer 2002'de aldığı yüzde 34'ün altında bir oy almazsa benim için bu ülkede artık pek çok şey anlamını yitirecektir... Bu ülkede düşünce anlamda "Azınlık" olduğumuzu bilsek de, ne kadar yalnız kaldığımızın resmi alnımızın ortasına çakılacaktır ki, işte o zaman ne yapacağımız belli olmaz, zira kendi adıma bulunduğum damda artık durmak daha da zorlaşacak. Umarım tüm desteklere rağmen, ne yazık ki kuru kalabalığı epeyce fazla olan şu halkın içinde hala "insanca" birşeyler kalmıştır ve kendi hayatıyla birlikte, elden giden ülkesine sahip çıkarak, AKP'yi yüzde 34'ün altına, hatta 30'lara kadar indirir ve ona iyi bir tokat atar, bu ülkede böyle bir halk hala var mı, ben şahsen pek ummasam da, göreceğiz... AZ KALDI...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

CİHAN DEMİRCİ ARŞİVİ SUNAR:

ESKİ MİZAH DERGİLERİ
VE SEÇİMLER...

"Damdaki Mizahçı"nız Cihan Demirci olarak, 45 yıla yaklaşan ömrümde pek çok seçime şahit oldum ama 22 Temmuz seçimleri kadar, her anlamda dökülen bir seçim kampanyası hiç görmemiştim. Ülkenin AKP elinde her anlamda dibe vurduğu son 5 yılın ardından, baskın bir şekilde şu boğucu Temmuz sıcağında yapılan bu seçimlere çok az kala AKP'nin teslim aldığı medyada gözümüze sokulan seçim anketleri sanki bizlerle dalga geçiyor, alay ediyor, keriz yerine koyuyor... Yukardaki yazımda da değindiğim gibi. Bu araştırma şirketleri zaten bozuk olan morallerimizi daha da yerin dibine sokmak için hazırlanmış sanki. Bunlar medyanın rezillik tarihine bir bir yazılıyor elbet... Gün döner, devran döner, o seçim anketleri birilerinin bir taraflarına kaşar tekeri olarak... Yuvarlanır diyecektim... Tarhana Erdem beyin son araştırmalarında AKP yüzde 48'i vurdu ya, zaten mizahın hepten geride kaldığı şu berbat seçim atmosferinde eski seçimler ve eski mizah dergileri düştü aklıma... Benim belleğimde sıkıca yer eden ilk seçim 1977 seçimleridir, hani şu Ecevit'in CHP'sinin yüzde 41 gibi tarihi bir rekorla birinci olduğu seçimler... O seçimler 5 Haziran 1977'de yapılmış... O seçimlerle ilgili bir önemli ayrıntıyı da aktarayım. Bildiğim kadar bundan tam 30 yıl önce yapılan 1977 seçimlerinde bir parti ilk kez "seçim kampanyası" yapmış, bu iş için bir reklam ajansıyla anlaşmıştı. Bu parti Demirel'in Adalet Partisiydi. Ama bu reklam ajansı destekli bu kampanyaya rağmen AP, CHP'nin 5 puan gerisinde bitirmişti seçimleri...

"GEMİCİK"İNİ AL DA GİT!

O günler mizaha adım atma sancıları içinde olduğum günlerdi ve inanın bugünden çok daha fazla mizah vardı seçim havası içersinde. 2007'nin seçim kampanyaları ise her anlamda dibe vurmuş bir ülkede mizahı da elinin tersiyle itti. Zoraki bir Red Kit ve Daltonlar karikatürlerinin dışında pek bir şey göremedik. Hatta ilginç olan karikatürü bu seçimde anımsayan, ayakta bile durmakta zorlanan ama hırsında en ufak bir azalma görülmeyen Erbakan oldu, bir kitapçığa koydurttuğu son derece ilkel karikatürlerle... İplerin havada uçuştuğu, RTE beyefendinin kolundaki 60 bin dolarlık Franck Müller marka saati 10 bin dolara muhalefete satmaya çalıştığı bu kampanyada pişkinlikte zirve yapan başbakan RTE, arkasına aldığı medya gücüyle "gemicik"lerini oğluyla yürüten bir kaptan oldu sonuçta... Daha düne kadar elalemin bursuyla üniversitede okuyan bir başbakan oğlu, 4.5 milyon dolarlık gemi sahibi olabiliyor, bu rezil düzende neden olmasıııııın?.. Biz şimdi bugünün bu satırlara sığmaz rezilliklerini burda bırakıp, gelin geçmişe gidelim dam üstünden... Cihan Demirci'nin mizah arşivinden alınmış 10 ayrı mizah dergisi kapağıyla, o eski seçimli günlere dönelim şimdi biraz...

Gırgır'ın 77. sayısının kapağıyla başlayalım dergi yolculuğumuza... Derginin yayın tarihi: 27 ocak 1974... 1973 seçimleri geride kalmış ve Ecevit Erbakan ortaklığına doğru gidilen günler...O dönemler kapaklarında siyaset olsa bile henüz "PAKİZE"lerin eksik olmadığı bir Gırgır kapağında, Erbakan'la Ecevit koalisyona Pakize'nin paylaşımından başlamışlar...

Gırgır'ın 114. sayısının kapağı...13 ekim 1974 tarihini taşıyor... Ecevit'in ilk büyük hatasını yaparak Erbakan'la kurduğu o berbat koalisyonun, MSP eliyle ülkeyi dümdüz ettiği günler... Aslında bugünlerin tohunları o koalisyn döneminde atılmıştı... Bunu da anımsamak da yarar var. O dönemler Gırgır dergisiyle çok fazla uğraşıp, dergiye davalar açan CHP-MSP koalisyon hükümetinin İçişleri Bakanı Şevket Kazan, almış kazanını gidiyor!.. (Kazanan Gırgır'dır bu mücadelede!)

Gırgır'ın 120. sayısı... Tarih: 24 Kasım 1974... CHP-MSP koalisyonu gümberdemiş, yeni bir hükümet bir türlü kurulamıyor, o yıllarda hep olduğu gibi... Gırgır'ın o yıllardaki kapak güzeli Pakize, bu kapakta da gene karşımızda, kabineyi kurmak isteyen kişi olarak... Keşke kabineyi Pakize kursaydı demeden geçemiyor insan... En azından bir tane de olsa "güzel" bir şey olurdu...

Şimdi geldik 1978 yılının sonlarına... Gırgır'ın 325. sayısının kapağı bu...29 Ekim 1978 tarihini taşıyor... Yani bir Cumhuriyet bayramı günü... O dönemlerde yemek takımı gibi tam 69 parçaya ayrılan "TÜRK SOLU" bu UNUTULMAZ GIRGIR KAPAĞINDA dönemin çok sevilen şarkısı "Biraraya gelemeyiz"i seslendiriyor... O dönemler çok parçalı, çok bulutlu olsa da en azından toplum yapısında az da olsa bir gücü bulunan Türk Solu, aslında bugün çok daha perişan bir halde...İş işten geçtikten sonra biraraya gelse ya da gelemese bile, sol sol olmadığı için söylenen şarkıların anlamı da kalmıyor... Bu da hemen bir sonraki haftanın Gırgır'ı...Yani 326. sayı...Tarih: 5 Kasım 1978... Gırgır'ın o unutulmaz fotomontaj kapaklarından biri...O dönemde MHP'ye katil diyenin ağzını yırtan bir Türkeş vardı ortalarda...Türkeş, bu fotomontaj kapakta Rıfkı'nın ağzını bir güzel yırtıyor. Bu sözün üstüne insan bir de Demirel'in o dönemlerden kalma şu sözünü anımsıyor: "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz!." Yani o dönemlerin mizahı çok daha güçlüydü canım... Ülkede 1977'de seçimler yapılmış, CHP yüzde 41 almış ama ne yazar, kurulan hükümetin anında düştüğü günler... Seçimi kaybeden Adalet Partisi, "Milliyetçi Cephe" hükümetleriyle ülkeyi perişan etmekte... Yukardaki Gırgır dergisi 2 Eylül 1979 tarihli, 369. sayı... Ülke, seçimin üstünden 2 yıl geçmişken gene bir "erken seçim"e gidiyor... O dönem siyah-beyaz, tek kanallı TRT var sadece ve partiler o TRT'de seçim konuşmalarına başlamışlar, Demirel de her zaman ki gibi gene döktürüyor...

Bu kez Gırgır'ın 375. sayısının kapağına geldik, benim unutamadığım kapaklardan biridir bu... O dönemler için çok başarılı bir fotomontajdır. 12 Ekim 1979 tarihli bu derginin kapağında, ülke erken seçime giderken Demirel seçimlere nasıl da temiz bir vicdanla girdiğini gösteriyor bizlere... 1979'un sonları, aslında erken seçim, ya da seçilemeyen cumhurbaşkanı filan denilerek 12 Eylül 1980'e doğru gidilen günler bunlar... (Hangi günlere benziyor dersiniz?) Sırada bu kez bir FIRT dergisi kapağı var...Gırgır'ın yavrusu diyebiliriz Fırt için... Aynı kadronun hazırladığı daha küçük boyutlardaki, daha renkli bir dergiydi Fırt. Artık darbe sonrasındayız... Bu da Fırt'In 390. sayısının kapağı...Tarih: 30 Ağustos 1983... Darbenin üstünden 3 yıl geçtikten sonra, ülke 6 Kasım 1983'teki Evren güdümlü seçimlere hazırlanıyor. Evren'in izin verdiği sadece 3 parti katılmıştı o seçime... Evren'in oy verin diye işaret ettiği MDP'ye (bu kapakta en öndeki emekli general Turgut Sunalp'in partisi) değil de Özal'ın ANAP'ına vermişti oylarını o zaman halkımız... Kahvedeki halk mürüvvetin yerine başka bir şeyi gördü, hala da o şeyi görmekten akıllanmadı yaaa, neyseeee... Bakın bu Fırt kapağı bugünleri de ilgilendiriyor...Fırt'ın 399. sayısının kapağı... Tarih: 1 KASIM 1983...Yani seçime sadece 5 gün kalmış ama vatandaş o zaman da KARARSIZ!.. Ben bu halkın karalı olduğu günü görmeden göüp gidicem herhalde... Kararsız vatandaş, oy atacağı partiyi o zamanlar çok yaygın olan tombalacıdan çekmeye çalışıyor... 24 yıl sonra da manzara aynı, yalnız artık tombalacılar da yok ortada!.. Arşivimizden son kapağımız gene Gırgır dergisinden...Gırgır'ın 581. sayısının kapağı...Tarih: 23 Ekim 1983... Seçime gene çok az bir süre kala çok anlamlı bir kapak... Evren tarafından ısmarlama kurdurulmuş MDP (Milliyetçi Demokrasi Partisi) adlı partinin genel başkanı Turgut Sunalp'i halka sevdirmek için o dönem özellikle televizyonda müthiş bir propaganda vardı. Bununla dalga geçen bu kapak, Gırgır'ın ne denli haklı olduğunun da tarihi bir kanıtıdır... Zira zorla güzellik olmamış, Evren istedi diye kurulan bu parti kısa süre içersinde siyasi mezarlıktaki yerini almıştır... Darısı, yola devam diye, gene yolsuzluğa devam etmeye hazırlanan başımızın belası AKP'nin başına diyelim...

Hiç yorum yok: