30 Aralık 2007

Başbakanı düşüren At Cihan'ın ardından
"Damdaki Mizahçı Cihan"dan
2007 yılının son yazısı...
"AT CİHAN KADAR
OLAMADIN
BE TÜRKİYE!.."
2007 yılı kayıplar, üzüntüler, hüzünler yılı oldu benim için... Ocak ayında Hrant Dink cinayetiyle başlamıştı bu kara yıl... Dink'in cenazesinde hayatımın en uzun yürüyüşünü yaptım Şişli'den Kumkapı'ya yürüyene dek... Ülke ona renk katan önemli bir değerini yitirmişti... Sonra mizahçı dostlardan; Orhan Alev'i, Metin Demirhan'ı yitirdim. Kurban bayramına bir kaç gün kala beni en çok sarsan kayıp gerçekleşti ve babam Kenan Demirci de ayrıldı bu dünyadan... Zaten annem de 3.5 yıl önce gidivermişti çileli bir Alzheimer sonrasında... Ardından Aralık ayı soluk vermedi ve sevgili Savaş Dinçel ağabey de erkenden uçup gitti aramızdan... Ve tam "Ey 2007, bu kadar yeter, biraz mola ver" derken, Cuma akşamı televizyon haberlerinden Başbakanı 2003 yılında sırtından atan "Cihan" adlı atın da öldüğünü öğrendim...
Atlar benim en çok sevdiğim hayvanlar oldu ta çocuk yaştan beri... Onlardaki müthiş vefa duygusu ve asil duruş beni hep etkiledi. Hayatımda sadece bir kez, o da bakıcı kontrolünde Belgrat Ormanlarında binebilmiştim ata, çocuk yaşta... Atları hep sevdim... Çocuk yaşta okuduğum Teksas'ların, Tom Miks'lerin, Tom Braks'ların en önemli aracıydı atlar... Kovboy filmlerinde kovboylardan çok onları izledim ben... Atlara olan sevgimin boşuna olmadığını kanıtlamıştı bir at... Tarih: 30 Temmuz 2003'tü... Yer Bayrampaşa Şehir Parkı'ydı... Taze başbakan, şov yapmak adına ata binmeye kalkmıştı o gün... Bindiği atın adı: CİHAN'dı... Adaşımdı... Bindiği bir insan olsa, en ufak bir tepki göstermeyecekti, bun yaşadığımız için biliyoruz ama sonuçta "CİHAN" insan değil, AT'tı... Riya nedir, kayırma nedir, kollama nedir, yıkama- yağlama nedir bilmeyen dobra mı dobra bir at... Ve at Cihan, o gün başbakanı sırtından attı!.. Hem de ne atış...
Atları hep sevdim... Sırtından başbakan atan atları daha da sevdim... Hele hele sırtından başbakan atın adı CİHAN da olursa, o atı daha sevdim ben... At Cihan, bir koca halkın yapamadığını yapmıştı hem de ta 2003 yılının Temmuz'unda... 2007 yılının Temmuz'una geldiğimizde sandıktan yüzde 47 çıktı malumunuz... Bir koca halk, bir at Cihan olamadı anlayacağınız... Belli ki 18 yaşına gelmiş, 4 yıl önce yarış pistlerinden emekli edilmiş ve başbakanı sırtından attıktan sonra sahibi tarafından 1.5 YTL karşlığında çocukları sırtında gezdirmeye başlamış olan onurlu at Cihan bu duruma da dayanamadı ve bağırsak düğümlenmesi teşhisiyle gidiverdi aramızdan... Bu haberi izlediğimde benim de boğazmda bir şeyler düğümlendi... Gözlerim at Cihan için yaşardı... At koşar, baht kazanır derler... Türk halkı kendine sahip çıkamadığı gibi atına da sahip çıkamadı... At koşamadı, düştü ve öldü... Ölen aslında, kendinden geçmiş, çoktan yenilmiş ve hayata tam anlamıyla teslim olmuş bir zavallı halkın bahtı ve geleceğiydi...
At Cihan, her şeye rağmen atlara yakışan bir şekilde dimdik gidiverdi bu dünyadan... Ondan beklenilenden fazlasını yapmış olmanın huzuruyla tamamladı hayatını...Kendi geleceği için herhnagi bir şey yapacak gücü kalmayan bir halkın pek de umurunda olmadı tabii ki AT CİHAN'IN ÖLÜMÜ... Oysa bu ölüm aslında kuruluş değerlerini çoktan yitirmiş bir ülke halkının ölümüydü... Ölen "Cihan" adlı at değildi... O atla birlikte, bir halk ölüvermişti sessiz-sedasız...
Atları hep sevdim... Sırtından başbakan atan atları daha da sevdim... Hele hele sırtından başbakan atan atın adı CİHAN olursa, o atı daha da çok sevdim ben... Bu yıl, bendeniz de yani "Damdaki Mizahçı Cihan"da bir fıkra kitabı yayınladım, hem de binbir güçlükle, binbir zorlukla... Ne de olsa dinci bir faşizm diktatörlüğü altındayız bu ülkede... Oysa bu ülkede yayınlanan ilk özgün RTE fıkraları kitabıydı bu... "RTE GARANTİLİ FIKRALAR" dı adı... Bu kitaba zerre kadar sahip çıkmayan bir medya ve halk buldum karşımda... Muhalif mizahı ya da muhalif herhangi bir şeyi artık istemeyen bir halk... Kitabımın birinci basımı sonrası yeni basımı bile yapılamadı. Bir anda derdest edilip yok edildi piyasadan... Damdaki Mizahçı olarak, hayatın bu ülkeden de, bu halktan da daha anlamlı ve güzel olduğunu düşünüyorum artık... Son 7 yılını iki ağır kaza, sayısız kayıpla ve acıyla geçiren ve hep damlarda yalnız bırakılan hüzünlü bir damdaki mizahçı olarak sevgili at Cihan'a içimde biriken şükranlarımı sunuyorum, şu kupkuru ülke hayatına kattığı o unutulmaz renk için teşekkür ediyorum... Tabii yılın son gününe girerken bulunduğum dam üstünden şunu da diyorum son olarak: "BİR AT CİHAN KADAR OLAMADIN YA, BEN SANA HANGİ SÖZCÜKLE SESLENEYİM Kİ EY TÜRKİYE!

1 yorum:

Taner Çelik dedi ki...

'' AT SAHİBİNE GÖRE KİŞNERMİŞ....'' ATASÖZÜ..
CİHAN HİSLİ BİR AT .., BAKTIKİ BİNİCİSİNDEN İŞ YOK ATIVERDİ 3 SANİYEDE SIRTINDAN..
İŞTE HİKAYEMİZ..