20 Eylül 2007

HURAFETTİN HOCA
SORULARINIZI
YANITLIYOR!
Dini hayatına aşırı hızla sokmaktan yastık altında kalan son çeyrek aklını da yiyen halkımız için nihayet gene o geldi… O kim mi?.. O; Hocaların Hocası HURAFETTİN HOCA... O ki hocaların hocası, loncaların loncası, yongaların yongası, dinbazlar bilgesi, büyük alim, pek bir zalim; Bedüzziya Apdülkezzap Hurafettin Hoca Hazretleri (Kendisine kısaca “Hufi” diyenler de oluyor ama ona en son “Hufi” diyen 32 yerinden çarpıldı!) Öteki Dünya uzmanı olarak ün yapan Hurafettin Hoca, uhrevi-zührevi ve her nevi dini bütün sorularınız-sorunlarınız için Ramazan münasebetiyle "DAMDAKİ MİZAHÇI" da…
İşte gelen ilk sorular ve
Hocadan pek şahane yanıtlar…

SORU: "Dinimiz Ramazan'da daha fazla kola içmeyi buyuruyor mu?.."
Dingören'den Yatırhan Mollaturka soruyor: "Aziz Hocam, Ramazan gelince münafık televizyon ekranları Koka Kola, Kola Turka ve Pepsi Kola reklamlarından geçilmiyor. İftar saatinde millet manyaklar gibi kola içiyor. Dinimizin böyle bir buyruğu var mıdır?.. Ramazan'da daha fazla kola içmenin mümine bir sevabı ya da hayrı oluyor mu?..
EL YANIT: Be hey Yatırhan, Ramazan'da daha fazla kola içmek mümini sadece bozar!.. Kola'da ne var: ASİT var... Asit dediğin çok basit. Mideyi deler, mümini bu hayattan eler. Mümin fazla kola içtikçe daha fazla geğirir. Ben denedim aynen öyle oluyor. Gaaaaaark!.. Bu kola reklamları son yıllarda kapitalizmin mümine sinsi bir oyunudur. Soyadın Mollaturka ama sen hala "Kola" içmekten medet umuyorsun. Yazıklar olsun be Yatırhan. Seni yatırıp bir güzel falakaya çekmek isterdim ama şimdilik her iftarda iki kutu ayran yazıyorum sana!..

SORU: "Hocam, artık şehirlerarası otobüste bile namaz kılıyorum, bu namaz kazaya gitmez değil mi?.."

Şavşat'tan Muttalip Özmalezyalı soruyor: "Dindeğer hocam, son aylarda yükselen ve 46.6'ya kadar çıkan din ateşi sayesinde artık şehirlerarası otobüslerde seyahat ederken bile namaz kılmaya başladım. Mola yerinde değil bizzat otobüsün içinde. Atıyorum seccadeyi koridora, başlıyorum namaza. Bu durum dinimizce caiz midir, bizim namaz kazaya gider mi?.."
EL YANIT: Muttalip efendi, şehirlerarası otobüste kıldığın namaz her an kazaya gidebilir. Zira otobüsün şoförü her an aşırı hız ve hatalı sollama yapabilir ve bu yüzden acı bir trafik kazası gerçekleşebilir. Böylece senin namaz da bu kazaya kurban gider. Bence molalarda kıl namazı, hatta otobüs seni namazın için beklesin, en azından canını kazaya getirmezsin. Sahi Muttalip hangi mümin şirket bu, bana ismini yolla da, onunla günde beş vakit seyahat edelim artık...

SORU: "Hocam Malezya mı oluruz, Endonezya mı, Sahi bu arada İran hayallerimiz n'oldu?.."
Türbedar'dan İbadullah Kevser soruyor: "Sayın hocam, hatırlarsanız bizim bir zamanlar İran ya da Suudi Arabistan olma hayallerimiz vardı. O hayallere n'oldu?.. O hayaller AKP elinde ne hale geldi?.. Bugün bakıyoruz, müminlerimiz Malezya, hatta Endonezya olma hayalleri kuruyor. Sizce neden böyle oldu?.."

EL YANIT: Evladım İbadullah, çok yerinde bir soru sormuşsun. İşte biz böyleyiz!.. Hayallerimizi bile gerçekleştiremiyor, sürekli değiştiriyoruz. Oysa ehli mümin kişinin hayali bir olur, onun peşinden koşar. Böyle zırt-pırt, trend değiştikçe hayallerini değiştirmez. Şurda gayet yakınımıza güzelim "İran modeli" varken, gidip de Asyanın en uzak noktasındaki "Malezya Modeli"ni örnek almaya çalışmak ne menem şeydir?.. Bir tanesi senin komşu kapın, üstelik modeli oradan ucuza getirmek mümkün. Döşersin Tahran'a İslami bir boru hattı. Bu boru hattıyla gayet ucuza getirirsin istediğin rejimi, modeli, sistemi... Ama ABD'nin oyuncağı olmuş bu zihniyet n'apıyor?.. Bize çok uzaktan, çok daha pahalıya gelecek, üstelik sadece yüzde 65'i müslüman olan bir ülkenin modelini getirmeye çalışıyor. Ne kadar yanlış, ne kadar günah. AKP bu yanlıştan tez vakitte dönmeli ve onbir ayın sultanı Ramazan bitmeden daha ucuz olan İran modelini getirmelidir...
SORU: "Pazar gecesi cima yapılırsa çocuk yol kesici olurmuş, doğru mudur?.."
Tekbirevler'den Vahdettin Örümcekadam soruyor: "Değerli hocam, çocuğu hangi gün yapsam olmuyor. Pazar gecesi cima yapınca çocuk yol kesici yani kapkaççı olur deniyor. Oldu. Çarşamba gecesi cima yapılırsa çocuk katil olurmuş, yaptık, oldu!.. Öğleden sonra cima yapılırsa çocuk şaşı olur deniyor, yaptık ve oldu. Ramazan bayramı gecesi cima yapılırsa çocuk serkeş, serseri ve inatçı olurmuş, onu da da, o da oldu. Kurban bayramı gecesi cima yapılırsa, çocuk dört ya da altı parmaklı olur deniyor. Yaptım, sayı tam olarak tutmasa da çocuk dokuz parmaklı oldu. Ayıptır söylemesi cima ayakta yapılırsa çocuk yatağa işer deniyor, onu da yaptık o da oldu. Sadece işese, bir de zıçıyor velet!.. Ev çocuk kaynıyor lakin hepsi arızalı hocam. Sizce hangi gece cima yapalım ki çocuklar sağlam olsun?.."
EL YANIT: Ey Vahdettin evladım, sen gününü bulamamışsın. Belli ki gününde değilsin! Öyle önemli günlerde, resmi tatillerde, dini bayramlarda, milli bayramlarda, kurtuluş günlerinde, özellikle de 30 Ağustos Zafer bayramında ve Cumhuriyet bayramında, ayrıca hafta sonlarında, hafta başlarında cima yapma!.. Cimayı Cuma yap!.. Cuma bana uygun. Sana da uygun mu?.. Yani uygun olan gün o gün demek istedim. Ya da ayın ilk gününü bekle. Maaş alır gibi, al o gece şeyini eline ve cimanı yap, sonra bak bakalım çocuk sağlam mı?.. Eğer gene sağlam değilse, demek ki sen de bir gün bozukluğu var. O vakit bana tez haber ver ki, bizzat ben geleyim cimaya. Tabii bir tane olsun sağlam çocuğun olsun istiyorsaaaan!..
SORU: "Ramazanda alkol almak herkes için mi haram, yoksa bazıları için değil mi?.."

Dinbağlarından Cenabettin Promil soruyor: "Hocaların hocası Hurafettin hocam, Ramazanda alkol almanın günah olduğunu evellallah biliyorum. Lakin bir yerde herkes için haram değil diye okudum kafam karıştı. Bu konuda siz ne dersiniz?.."

EL YANIT: Cenabettin evladım, çok promilli bir soru sormuşsun. Hele bir "Hoh" de bakayım. Sen eğer 11 ay boyunca içki içmiyor da sadece Ramazan'da içiyorsan bu müthiş derecede günah bir vaziyettir. Öbür tarafta zaten 11 ay boyunca içen bir kafirin bir ay daha içmesi neyi değiştirir ki, sen söyle?.. Hatta içeceksen ya 12 ay iç, ya da hiç içme. 11 ay içip de bir ay içmeyenlerin aslında çaktırmadan mideyi dinlerdiğine dair söylentiler vardır ki, eğer böyleyse sümme haşa, onların günahı 12'yle çarpılır!..
SORU: "Biz kadınlar kaburga kemiğinden yapıldığımız için mi, kocam benim sürekli kemiklerimi kırıyor hocam?..

Habibesultan Mahallesinden Büşra Yağlıkemik soruyor: "Değerli hoca hazretleri, biz kadınlar kaburga kemiğinden yapıldığımız için mi kemiklerimiz kolay kırılıyor. Kocam Zakir efendi beni günde beş vakit dövüyor, kırılmadık kemiğim kalmadı. Kemikten yapılmayıp daha kırılmaz bir maddeden yapılsak daha sağlam olabilir miydik?."
EL YANIT: Kızım Büşra, tövbe tövbe yarabbiiii... Bu nasıl soru yahu?.. Tabii ki sizler kaburga kemiğinden yaratıldığınız için kemik yapınız daha hassas oluyor. Kırması daha kolay yani. Bir vuruyon, çat diye kırılıyor. Şimdi melamin ya da plastikten yapılsaydınız kırılmanız daha zor olurdu tabii... Hem senin aklına nerden geliyor böyle sorular kızım evladım. Kocan olacak Zakir bence seni yeterince dövmüyor gibi, senin dilin pek uzamış. Fransız usülü bir dil olmuş. Bence Zakir artık sadece kemiklerini kırmayıp dilini de kesmeli. Bre yezid!.. Bir daha o dilinle soru sorduğunu görürsem sana dil büyüsü yollarım ona göre!.. "Elif"de de şu uzamış diline bir bakayım bakayııııım!..
HOCALARIN HOCASI HURAFETTİN HOCA YAKINDA YENİ SORULAR, YENİ EL YANITLARLA SİZLERLE GENE BİRLİKTE OLACAK...

Hiç yorum yok: