22 Ağustos 2007

Damdaki Mizahçı'dan
Başbakana açık mektup:
"BENİ DE KOVUN,
EY BAŞBAKAN!"

Bakın ben de bu ülkenin vatandaşıyım. Eksiğim yok, fazlam olabilir. Belli ki sizinle neredeyse hiçbir konuda aynı görüşte değiliz. Yani sizin gibi düşünmüyorum. Sizin gibi yaşamıyorum… Sizin gibi davranmıyorum... Sizin gibi konuşmuyorum... Sizin üslubunuzdan da inanın çok sıkıldım. 45 yıla varan ömrümde ne başbakanlar, ne iktidarlar gördüm ama sizin gibisini hiç görmedim. Bakın üstelik tam 29 yıldır kaleminin beyin teriyle yazıp-çizen biriyim. Bu devletin bir tek kuruşu cebime girmedi. İşleyen bir sigortam bile yok. Bir gün olsun aldığım herhangi bir kredi de olmamıştır şu garip ömrümde. 29 yıllık yazar-çizerliğimin 26 yılı profesyonelce sürüyor. Üstüne üstlük mizah yazarı ve karikatürcüyüm. Yani sizin potansiyel şartlarınıza tam anlamıyla uyduğumu zannediyorum. O yüzden size diyorum ki; “BENİ DE KOVUN, EY BAŞBAKAN!”

Ama kovmadan önce bana, bu denli zengin bir mizah malzemesi bulabileceğim, üstelik insanına bu denli baskı yapmayan, onu bu denli yorup, perişan etmeyen, özgür ve çağdaş bir ülke ayarlayın lütfen. Çünkü ben bunu beceremem. Yurt dışında ne başkalarının paralarıyla okumuşluğum vardır, ne de sırtı kalın dostlarım bulunur. Hatta zamanında oralarda kaldığım ve elime fırsatlar da geçtiği halde, oraların imkanlarını tepip, gene de bu topraklara dönmüşlüğüm bulunur. Bu topraklara değildir isyanım, o toprakların üstünü yaşanmaz bir hale getirenleredir. Bu ülkenin çok kazığını yesem de, çok acısını çeksem de, ülke olmasa da “ilke” sahibi olduğum için çoğu zaman görmezden gelinsem de, ona herhangi bir zarar vermişliğim de bulunmaz. Örneğin bugüne dek hiç kimseye “Ya sev, ya terk et” demişliğim yoktur. Faşizmden nefret ederim. Bana şöyle adam gibi yönetilen, abuk-subuk lafların havada uçuşmadığı, akla ziyan hareketlerin günde bin kez yaşanmadığı, insan onuruna sahip çıkan, yazarının-çizerinin üzerinde baskı kurulmayan, adam gibi bir ülke bulun da, ben de gideyim buralardan… Siz de rahat edin, ben de…

Mizahçı olduğum için zaten bu ülkede “azınlık” olduğumu hissettim hep. Ne anlamda azınlıksın derseniz, söyleyeyim; dürüst, namuslu, samimi, ilkeli, sözünü kimseden esirgemeyen bir kalem olarak azınlığım bu topraklarda… Bunu yıllardır biliyorum… Bu toprakların hakimi olanların benim gibi kalemleri istemediği artık çok açık… O yüzden damlardayım ya zaten epeyce bir süredir. O dam senin, bu dam benim dolanıp duruyorum… Aşağıların çok hoyrat, çok aşağılık hale gelmesi yüzünden kendimi damlara atıp da “Damdaki Mizahçı” olmamın başkaca bir nedeni yoktur… Belli ki bizler çok ama çok azınlık, sizler ise çok ama çoğunluksunuz artık bu topraklarda… Sizler arttıkça artıyor, bizler ise azaldıkça azalıyoruz bu topraklarda… O yüzden kurudu, o yüzden çatladıya zaten onca toprak… Kendi gibi olmayanları arasında istemeyen bir ÇOĞUNLUK hakim artık bu coğrafyaya!.. Bunu sürekli belli ediyorsunuz. Sürekli başımıza kakıyorsunuz. Sizin gibi düşünmeyeni kovmak en büyük eyleminiz… Sizin elinizde tutulan bir kafesin kuşu olacağıma, açın şu kafesimi de gideyim…Kalan ömrümü daha düzgün yerlerde bitireyim…Ama dediğim gibi bana bu denli zengin bir mizah malzemesi bulabileceğim, üstelik insanına bu denli baskı yapmayan, onu bu denli yorup, perişan etmeyen özgür ve çağdaş bir ülke ayarlayın. Bu tür ülkelerden pek anlamadığınızı biliyorum, o yüzden işim epeyce zor olacak belli ki…

Benim gibi başka insanlar da çıksın ve “BENİ DE KOVUN, EY BAŞBAKAN” desin diye yazdım bu yazıyı… Bekir Coşkun'un bu ülkede yaşadığı o korkunç yalnızlığın ortağı olduğum için yazdım bu yazıyı... Bakalım bu sesime eklenen yeni sesler çıkacak mı?.. Birbirini hep yanlış anlayan bir toplum olduğumuz için bakın bu sözlerim yanlış anlaşılmasın, birileri kovacağı için gideceğimiz yok bu ülkeden. Sadece durumun vahametine dikkat çekmektir derdimiz. Gelinen vaziyet o kadar vahimdir ki, bu sadece ülke boşluğuna atılmış insani bir çığlıktır… Benim ki belki de kovulacak insan sayısını ortaya çıkarmak, şu ülkede kaç kişiyiz kovulması gereken, onu bir görebilmek… Gerisi kovmayı düşünenlere kalmış… Bilmem anlatabildim mi?..

DAMDAKİ MİZAHÇI Cihan Demirci

3 yorum:

ali dedi ki...

cihan abi seni uzun yıllardır takip eden bir okurun olarak yazdıklarını çok içten ve doğru buldum. Kendi blogumdada yazını paylaştım. yalnız değilsiniz ;)

Baris Unver dedi ki...

http://beyn.org/mimlerim/beni-de-kovun-ey-basbakan/

İzninizi almadım ama yazıyı daha etkili bir şekilde yayma adına, sizin başlatmış olduğunuz bir mim dalgası haline getirdim. Bilmemeniz ihtimaline karşılık: Mim dalgası, bloglar arasında belirli bir konu, konu başlığı, tema altında blog yazarlarının düşüncelerini paylaştığı ve dalgayı devam ettirme adına birbirlerine pasladıkları bir kavram. Niyetim tamamen iyi olduğundan dolayı olumsuz karşılamayacağınızı düşünüyorum.

Benim hissettiklerime tercüman olan, hatta birçok vatandaşın hislerine tercüman olacak bu yazıyı yazdığınız için çok teşekkür ederim.

melinda dedi ki...

Sayın Demirci,

Öncelikle; sizi "Bizden Haberler" isimli dergideki son sayfa yazılarınızdan takip ediyorum. Okumaktan büyük zevk alıyorum.

Sayın Coşkun'u yalnız bırakmadığınız için ve böyle bir yazıyı bizimle paylaştığınız için teşekkür eder, bloğumda yazınızdan bahsetmekten ötürü gurur duyarım.

http://melinda-fotograf.blogspot.com/2007/08/ey-babakan-beni-de-kovabilirsiniz.html

Saygılarımla.