20 Ağustos 2006

Halkının sesi ve kimliği yok olmuş zavallı bir ülke "dinbaz AKP" iktidarının elinde hızla erirken, alaturka şeriat böğrümüze oturuyor!..
DİNBAZ TÜRKİYE’YE HOŞGELDİNİZ!

Gazeteleri her gün dolduran yobazlık haberlerinden sadece bir kaç tanesi...

Laikliği 50 yılı aşkın bir süredir sizlere ömür bir ülke olan Türkiye, bugünlerini de arayacak korkunç bir uçurumun en dibine sürükleniyor tüm “yeşil” sermaye hızıyla…Ülke her geçen gün, her geçen dakika yeni bir dinbaz yamulmayla daha da yamuluyor, daha da soluksuz kalıyor. “Türkiye Laiktir laik kalacak” sözleri trajikomik bir karikatür artık… Cumhuriyetin kuruluşunu takip eden 15-20 yılın dışında kendini her dönem dinin kucağına atmış aslında Türkiye aslında hiçbir zaman laik olamadı ki… Kendi dilinden bir ezan dinleme fırsatı bile verilmemiş bu ülke AKP’nin alaturka şeriatında boğuldukça boğuluyor…

12 Eylül darbesiyle gerçek devrimcilerini mezara gömen bu ülke şimdilerde devrimi yatakta yapıyor, yatak düşkünü “Pınar Altuğ”ları “Devrimci” sanıyor…(Bu arada Devrim vererek değil alarak yapılır beyler!) Ülkenin kayık medyasının elindeki yoz gündem Pınar’lar, Kaya’lar, Hülya’lar, İbo’larla doldurulurken, sinsiliği ilke edinmiş dinbaz güçler alaturka şeriatın son taşlarını itinayla örüyorlar… Kazandığı paralar fazla geldiği için, ün manyağı olup sapıtan hazımsız Pınar'ların dağılmış yaşamları gözümüzün içine her gün sokulurken, bikini giydiği için genç kızlar dayak yiyor artık bu akla ziyan ülkede!..

Pinokyo değil; “DİNOKYO”

Milli Eğitimin “100 Temel Eser” palavrası altında çocukları zehirleme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Dünya edebiyatının en ünlü çocuk romanları, en ünlü çocuk masalları, öyküleri “İslami kesime" uygun hale getiriliyor. Pinokyo’nun oyuncakçı Gepetto ustası Galip Dede olmuş. Bir bakıyorsunuz Pinokyo’nun anasının adı da; Fadime ana, bizim Pinokyo dua ettikçe onu kafasına göre değiştirerek basan dinbaz yayınevinin burnu uzuyor olmalı!.. Zavallı Carlo Collodi, yarattığı tahtadan kahramanın İslami normlara uygun halini görse hangi bedduayı ederdi acaba?.. “Dinokyo” haline gelen zavallı Pinokyo’nun kitabına tekerlemeler de sokuşturulmuş…Bakın şu tekerlemeye: “Benim elim değil / Fadime anamın eli / El benden sebebi Allah’tan / Elemtere fiş, kem gözlere şiş / Bir nazar değmez inşallah…

Küçük Heidi dua peşinde…

Ya Alp dağlarının küçük kızı, çocukluğumuzun o sevimli Heidi’si ne halde derseniz, o da sürekli dua ederek Allah’tan yardım ister bir hale getirilmiş her şeyden habersizce…

Eleanor Porter’in ünlü Pollyanna’sı da bu rezaletten payını almış. Pollyanna da dinbaz yayıncıların elinde yan basıyor artık. Kıyamet günü hakkında yorumlar yapan bir Pollyanna çıkıyor bu kez de karşımıza…

Mark Twain’in çocukluğumda bir solukta okuduğum harika kitabı “Tom Sawyer”e de en Temel’inde el atmış dinbaz eller. Tom Sawyer, kuşa dönmüş kitabın 17. sayfasında, elindeki kağıtlarda yzan duaları ezberlemeye çalışan bir çocuk. Hediye alabilmek için yarım saatte bütün duaları ezberleyen bir Tom Sawyer!..

Alexander Dumas’ın “Üç Silahşörler” kitabının 73. sayfasında Aramis’in yanına gitmek isteyen Dartanyan’I bir kadın durduruyor ve ona şöyle diyor: “Onu şu anda göremezsiniz. Yanında din adamları var. Hastalığından sonra hidayete erdi!..”

La Fontaine’den seçmeler adlı kitaptaki tilkiler bile “Allah yolunuzu açık etsin” demekteler. Kurnaz tilki demeyin, buradaki daha çok küçücük çocuklara dinden başka her şeyi çok gören dinbaz bir tilki…

Bir zamanlar mizahi parodi olarak yazdığımız şeylerin gerçeğe dönüştüğünü görmek, biz mizahçılar için, işin bir başka hüzünlü yanı… Bu dinbaz düzende, Sindirella’nın adı: DİNDİRELLA olursa şaşmayın… Ya da yılların “Kırmızı Başlıklı Kız” karşınıza “YEŞİL TÜRBANLI KIZ” olarak çıkarılırsa… Sahi Pamuk Prensesin yanındaki yedi cüceler de, yedi erenler yapıldı mı dersiniz?.. Aman unutulmasın.

TESETTÜRKİYE'DEN MANZARALAR

Bu arada daha başka neler oluyor derseniz; İzmir gibi bir şehrin Karaburun gibi bir beldesinde “bikini” giyen genç kızlar, yobaz saldırısına uğruyor. Aynı bölgede el değiştirerek, “Yeşil” lenmiş sermayenin eline geçen otellerdeki heykellerin bile üstü örtülüyor... Diyanet İşleri’nin kocasından şiddet gören kadınlara yönelik açtığı telefon hattındaki hanımlar, dayak yiyen kadınlara “okunmuş su” öneriyor. İlahiyat Fakültesi hocaları çıkıp: “Düğünde kadınla erkeğin yanyana oynaması günah” diyebiliyor… Her yeni gün "Şu caizdir, bu caiz değildir" söylevleri ile İslami hayat beyinlere sokuluyor... Bu kez de Rumeli Hisar’ına cami yapımı gündeme getirilirken, Hisar’daki konserler kasıtlı olarak aksatılıyor. Gürültüyü kısacağız numarasıyla, gene en takiyesinden işler yapılıp, hayat tarzı tamamen “İslami” bir hale getirilmeye çalışılıyor… Dağ-taş kuran kursu ile doldurulmuş bir ülkede zavallı masum çocuklar, küçücük beyinler "dinbaz" militanlar olarak yetiştiriliyor... Uzun zamandır akla, mantığa, bilime yatırım yapmayan Türk halkı giderek daha da "tutucu" daha da "muhafazakar", daha da "gerici" bir hale dönüşüyor... Ekranlar "Tesettür defileleri"nden, Hacı-hocadan, dini sömürüden, dinle bağlantılı programlardan geçilmiyor.

Ülke dinle yatıyor, dinle kalkıyor... Yapılan anketlerde dünyada evrim teorisine en az inananlar Türkler çıkıyor... Eh ne de olsa burası çoktandır kendini Harun Yahya diye yutturan "Adnan Hoca"ların ülkesi... Oysa en fazla yalan söyleyen, en fazla günah işleyen, en fazla insan dolandıran, en fazla soygun yapan da bu dinbaz takımı... Halkımız cehaletini biraz yenebilse, kendisinin "din" adı altında nasıl sömürüldüğünü kolayca fark edecek ama buna da izin yok... Burada evrim denilen şey hep tersine işliyor... Ülke 40 yıl öncesinden çok daha geride... Burada akılmış, bilimmiş, pozitif düşünceymiş, sanatmış, kültürmüş gereksiz artık varsa yoksa en ucuz tarafından din sömürüsü...

Ülkenin en güzel köşeleri "Bu koyların turşusunu mu kuracağız" diyen bakanların elleriyle müthiş bir hızla rantçı bir yabancı sermayeye yok pahasına pazarlanıyor. Dinbaz güçler, ülkeyi el birliğiyle dinbazlığın batağına sürüklerken, karşılarında dağınık bir yatak var sanki… Dağılmış, her tarafa saçılmış, küçük gruplara bölünmüş bir yatak ve o yatağın üstünde hâlâ horul horul uyuyan kendinden geçmiş zavallı bir halk!..

Hiç yorum yok: